Bahçıvan Köstebek ve Uçan Karınca Kıvırcık – ve Teraryum

 

IMG_5121

 

İtiraf edeyim bu kitabı ilk gördüğüm zaman kitabın bir çeviri olduğunu düşünmüştüm . Devamlı gittiğim kitapçıda acelem olduğu için ışık hızıyla kitaba göz gezdirip çok sevmiştim çizimleri . Konusuna , kahramanlarına ve yazarına bakmaya fırsatım olmamıştı . Ama çizimlere bayılmıştım . Koyu renklerin hakim olmasına rağmen kullanılan renk bütünlüğü  bana çok sıcak gelmişti, eee birde teknik suluboya olunca kitap zihnimin bir köşesine yazıldı.

Ama sonra unuttum  ta ki bir gece D&R’ın sayfasında gezinirken ‘aaa o kitap ‘ diye görene kadar. Hemen  sipariş listeme ekledim . İlk başta  yazarının Aysun Berktay Özmen olduğunu görünce şaşırdım . Dediğim gibi kendimi nedense çok fazla şartlamıştım kitabın yabancı bir yazar tarafından yazılmış ve  çeviri bir bir kitap olmasına.

Kitap elime geçince ve hikayeyi okuyunca kitabı bir kez daha çok sevdim . Kitabı elinize aldığınızda neden sevdiğimi anlayacaksınız ve bana hak vereceksiniz.

Aysun Berktay Özmen’i ilk defa bu kitabı ile tanıdım . Ama 25 farklı kitabın yazar ve çizeri kendisi . Ve ben geri kalan 24 kitabı kesinlikle kitaplığımda istiyorum ( bazılarının baskısı tükenmiş bile :(  )  .Aslında kitapları bir şekilde gözüme hep ilişti ama ‘utanarak’ söylüyorum ki almayı düşündüğüm ya da merak ettiğim o kitapların Aysun B. Özmen’in yazdığını fark etmemiştim . Elimde ki ilk kitabı Tudem yayınlarından çıkan ‘Bahçıvan Köstebek ve Uçan Karınca Kıvırcık ‘ .

IMG_4943

 

Son zamanlarda Buse ile ‘ortak’ olarak favorimiz olan kitaplardan kendisi . Ve ben ilk defa ‘ ödüllü’ bir kitabı çok sevdim (genellikle kendimde bir sorun arayarak bir şeklide sevemem ödüllü kitapları , hep öyle denk geldi) . Tudem’in 2010 yılında düzenlediği Edebiyat Ödüllerinde Çocuk kitabı dalında 1.lik almış .

Bu ödüllü ve sevimli kitabın iki şeker kahramanı var ; Bahçıvan Köstebek ve  Uçan Karınca Kıcvırcık.

Bahçıvan Köstebek toprak altında yaşıyor ve sürekli toprak altını, taşları görmekten sıkılmış durumda . O yeşil yapraklar , rengarenk çiçekler ve ağaçlar görmek istiyor ama toprak üstünde düşmanlarına karşı kendisini korumasız hissediyor ve gözleri gün ışığında hiç iyi göremiyor .Yatağının başucuna kartondan kelebekler çiçekler yapmış ama; tabii ki ama onlar canlı çiçeklerin yerini tutmuyor.

Ve Bahçıvan Köstebek  ‘cam kavanoz içinde bir bahçe ‘ yapmaya karar veriyor . Yani bir ‘Teraryum’. Ve hazırlıklara başlıyor .

İşte benim en sevdiğim kısım . Teraryumları çok sevince Buse’ye bizde böyle bir bahçe yapalım mı ? dedim . Beraber bir şeyler yapacağımız için çok heyecanlanan şapşik Buse tabii ki de evet yanıtı verdi.

Ve bizde hazırlığımızı yaptık .

IMG_4875

 

 

Bahçıvan Köstebek teraryumu için ne topladıysa aynılarını evin içinde arayıp bulduk . Temiz bir cam fanus,midye kabukları , biraz toprak , küçük bir ev , nemi seven çiçeksiz yeşil bitkiler, çakıl taşı, salyangoz kabukları , ve hatta renk katsın diye kırmızı mantarlar .

 

IMG_4884

 

IMG_4881

 

IMG_5059

IMG_5057

IMG_4883

 

Ben Bahçıvan Köstebek’in  teraryum için kullandıklarına ek olarak ‘aktif karbon ‘ ( bu cam fanusumuz içinde bakteri oluşumunu önleyecek, tüm balık ve balık bakım malzemesi satan akvaryum dükkanlarında  bulabilirsiniz.) , su drenajını sağlamak için dibe koyacağımız iri ve temiz çakıl taşları ve çakıl taşları ile toprak katmanını ayrıt edecek , toprağın akıp çakılların arasına dolmasını engel olacak ince temiz bir tül ekledim .

Bizim ev olarak kullanacağımız bir kalemtıraşımız olmadığı  için onu kartondan ben yaptım . Kırmızı kafalı mantarları da keçe iğneleme ile yaptım . Geniş fanus için gerekli olan mantar kapak ise ikea’nın nihalesiydi.

IMG_4887

Malzemelerimiz tamam olunca ve Buse’de kendini hazır hissedince ‘teraryum’ yapmaya başladık. Tam biz başlayınca hayran olduğumuz , çok sevdiğimiz , canımız Tuna abimiz geldi . Zaten her daim canı sıkılan ve bunu bahane ederek ‘dışarı çıksak ya ‘diyen Tuna abimiz için bir teraryum yapmak muhteşem bir olay oldu .

Bu yıl 2. sınıfa devam eden Tuna kitabı görünce ‘ aaa ben bunu okulda okudum , çok sevdim , anlatayım mı ? ‘ dediğinde çok mutlu oldum . (matematik delisi Tuna kitaplardan çok hoşlanmıyor da 😀 ) Tuna bir yandan fanusa çakılları doldururken bir yandan tüm kitabı anlattı , hatta sanırım ezberlemişti 😀 .Buse beni o kadar dikkatle dinlememiştir.

 

IMG_4899

IMG_4897

IMG_4902

IMG_4923

IMG_4913

IMG_4909

IMG_4931

IMG_4893

Buse’ye çiçek sulayacağız dediğimde ilk yaptığı koşarak gidip bu çizmeleri giymek . Evin dışında hiç nasip olmadı çocuğuma anca evde ve balkonda giyiyor .

 

IMG_4938

En son çiçekleri dikme ve evi, salyangoz kabuklarını yerleştirme işini Tuna ve ben hallettik . Tam bu işlere sıra geldiğinde Buse çok gaza gelmiş olduğu için biz sakin sakin yola çakıl taşı döşerken o taşları fanusun içine fırlatmaya çalışıyordu . Ve bir yandan yediği  patlamış mısırları dekor olarak kullanmak için ısrar ediyordu. Buse’ye rağmen teraryumu tamamlamayı başardık. Araba Tuna’nın fikriydi . Çünkü Bahçıvan Köstebeğin bir arabası yoktu.

Bahçıvan Köstebek ‘de  bizim gibi o da yaptığı teraryumu çok sevmişti ve içinde yaşamayı hayal etmişti.İçinde yaşadığını hayal ederken uykuya dalmıştı ve uyandığında kendi cennet bahçesinde kanatlı bir karınca vardı . Her ikisi de şaşkındı , teraryuma nasıl geldiğini bilmiyorlardı ama Bahçıvan Köstebek’in  bahçeden toprak taşırken Karınca Kıvırcığın yumurtasını da taşımış olabileceğini  düşünmüşlerdi.

Bahçıvan Köstebek artık çok mutluydu çünkü  artık bir arkadaşı vardı . Karınca Kıvırcık’ da çok mutluydu güvenilir bir evi olduğu için . Bahçıvan Köstebek , Karınca Kıvırcığa o kadar güzel bakıyordu ki her ikisi de çok mutluydu ama zamanla Karınca Kıvırcık kendisini yalnız hissetmeye başladı ve gitmek istedi . İşte bu kısımda biraz üzüldük Bahçıvan Köstebek için ,

IMG_4944

 

Çünkü o da bizim gibi Kıvırcık’ın gitmek istemesine üzülmüştü ama o kadar olgun ve nazik  davranmıştı ki hepimizin üzüntüsü kısa sürdü.

Kitabın tamamı gibi sonu da o kadar güzel ki. Ben Buse’ye  ‘parmak sallayarak’ bir şeyler öğretmeye çalışan kitapları okumuyorum , ama böyle naif kitaplara bayılıyorum.

Buse ilk gün fanusun içinde hep  bir karınca aradı.

Ertesi gün balkonda 2 minik karınca gördük . hemen kağıt üzerine alarak onları bu bahçeye bıraktık. Ama o kadar minikler ki bir daha hiç göremedik .Ama Buse onları aramaktan ve sormaktan hiç vazgeçmedi. Sonunda  Buse’ye onların evlerinde dinlendiklerini söylediğimde ‘eve pencere yaptın oradan bakalım mı ? ‘ dedi. Buse ısrarlıydı , karıncaları görmek istiyordu , bende  tıpkı kitapta ki gibi sonlandırdım olayı . ‘Burada oynayacak arkadaşları yok diye diğer arkadaşlarının yanına gittiler , ama bak diğer araba ve ev burada tekrar gelirler ‘dedim . Saftirik kızım halen dönmelerini bekliyor 😀 Her misafirimize ‘karıncalarının evini ‘ gösterip ‘şimdi gezmeye gittiler ama gelecekler ‘ diyor . Bazen çok üzülüyorum bu çocuğa yaa 😀

IMG_5127

IMG_5075

IMG_5067

IMG_5071

IMG_5114

IMG_4946

Kitabın arka  kapağında ki tanıtım yazısı tüm kitabı çok güzel özetliyor ;’Doğa sevgisi , dostluk ve özgürlük üzerine sevimli mi sevimli bir öykü ‘

Kitaplar iyi ki var , böyle güzel kitaplar iyi ki var . Onlardan öğreneceğimiz çok fazla şey var , ruhumuza kalbimize işleyecek çok fazla duygu var.

Çocuk kitapları seviyorsanız , ya da kitapları seven bir minnakınız varsa ‘Bahçıvan Köstebek ve Uçan Karınca Kıvırcık’ı kütüphanenize ekleyin :)

serrafun

İşte bunlar hep can sıkıntısı

3 Comments

  1. Amanıııın ne harika bir yazı, pek tatlı fotoğraflar ve canım Buse :)
    Çok güzel olmuş hepsi, ben de yapabilir miyim acaba bilmiyorum böyle güzel bir ev
    Kitaplar üzerinden /onlar hakkında etkinlik yapmak ne kadar keyifli olmuştur, son fotoğraf ise favorim :) Öperim hepinizi çok çok çok

  2. Okudum ve bayıldım içim ısındı. Seni ve Buse yi vok seviyorum. İmza pinarsoo;))

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.