Buse Dali

IMG_0641-2

 

Biz müdahale edip ‘orası çizilir mi hiç , şimdi etrafı dağıtma lütfen kalem falan çıkarma , o kalemi bırak üzerine düşersin maazallah ,mavi güneş mi olur? sarı yap sarı … keçeli kalem olmaz kalitesiz , renk vermeyen kuru tahta boyalar neyine yetmiyor ‘ diyene kadar  her çocuk hatta her bebek içinde kocaman bir resim ve boyalar ile oynama aşkı ile yanıp tutuşmakta .

Bizler fazla müdahaleye başlayınca bıkıp sanatı tamamen bırakıyorlar. Dali’nin annesinin, oğlunun duvarları çizmesi hakkındaki hislerini hiç bir zaman bilemeyeceğim tabii ,ama Hitler’i zamanında -günahsız- insanların başına  bela edenin Viyana Sanat Akademisinde ki seçici jüri olduğunu biliyorum . Buse’nin evde bir Nazi kampı kurmaması için ‘ çiz çocuğum çiz , duvarları çiz , koltuğu çiz , kıyafetlerini çiz nereyi istersen orayı çiz ‘ dedik. Sanatçı ruhu duvarlara hiç bulaşmadı (en azından şimdilik ) sadece yatak ucuna garip şekiller çizdi , onu çizdikten 5 dakika sonra yakaladığımda ben daha ağzımı açmadan ‘ıslak mendil var mı ? ‘ diye sormuştu . Kızdım mı ? tabii ki de hayır , aynı beyaz bazadan o kadar çok insanda gördüm ki … O çizimden sonra baza kişiselleşti , içselleşti , hepsinden farklı oldu . (çok ciddiyim , hayır yani kızsam ne olacak zaten 2 yaşında bebeye ) .

Sadece bir defa çok sevdiğim Frida Kahlo kitabına garip karalamalar yaparken içim kızgınlıkla doldu doldu taştı . Tam o kızgınlığı dışıma çıkarıcam annem aradı ; ‘ sakın kızma çocuğa , benim bütün kitaplarımda senin karalamaların var , arada bir yazı ararken denk gelip görünce  mutlu oluyorum , o minicik ellerin geliyor aklıma ‘ dedi. Ayyy dedim’ boşver yeaaaa karaladığı bir kitap olsun , hatta duvar olsun ne olacak’ dedim .

IMG_0618

Dedim de  Buse hiç duvar boyamadı , belki de fırsatı olmadı bilemiyorum , ya da duvarın zeminini boyayı tutuşunu falan sevemedi , bilemiycem yani .Zaten genelde zemin olarak ilk tercihi  pantolonları , çorapları ve sonrasında yüzü oluyor .Ve her türlü boyaya sahip olmasına rağmen benim ‘akrilik’ boyalarıma musallat oluyor. Onlar ile resim yapmak için resmen her türlü şirinliği yapıp dakikalarca dil döküyor bana . Sonunda pes eden taraf ben oluyorum . Boyaları ele geçirince başka bir boyuta geçiyor çocuk . Boyaları veriyordum ama onun anlamsız fırça darbelerine yaprak yaprak defter yetmiyordu . 1 çizik hoop sayfa değişiyor , 2 renk daha hadi yeni sayfa, yeni renk karışımı için kalbi kadar tertemiz bir sayfa daha derkennnn artık defter temin edememeye başladım . Ve sonra aklıma internette özellikle son zamanlarda çok fazla karşıma çıkan ‘rulo kağıt çizim ‘ şeysi geldi . Ruloyu bulmak , duvara monte etmek falan zor işti . Ama o kocaman craft kağıtlarından fazlasıyla vardı bende . Küçük bir kırtasiyeden 20 tane kadarını 5 tl’ye almıştım . Hemen 3 tanesini üst üste koyarak koli bandı ve maskeleme bandı ile Buse’nin odasında ki duvara yapıştırdım .

IMG_0663

IMG_0661

 

İlk tepkisi harikaydı ( ki ilk tepkileri hep harika olur zaten :) , inanılmaz heyecanlandı . İçinde ki sanat aşkı kabardı , kabardı ve sonunda taştı.

IMG_0583-2

 

IMG_0593

 

IMG_0596

IMG_0598

IMG_0590

 

Ona çöp kız , ev , bulut falan çizdim eteğini , bulutun çatının içini boya dedim ama o benim sanatımı sevmemiş olacak ki bütün çizdiklerimi yok etmeye çalıştı.

   Ama kendisi çok yetenekli , babasıyla çizdiği çizgilerin karşısına geçip saatlerce ‘sence burada ne anlatmak istemiştir’dedik ,   yorumlayıp ağladık . ‘Yereppim renkleri ne kadar güzel kullanan , ne kadar garip , özgün şeyler çizen bir yavrumuz var’ didik … Sonra baktık kendimizi kandırıyoruz , çocuk bildiğin yeteneksiz , ruhsuz , ayy bide takıntılı mavi renge taktı mı tüpte boya bitene kadar sür canım ,  sür … Bide hep aynı yere ‘ ya evladım bi git kağıdın berisine çiz ‘ yok illa aynı yere , o yer oyulana kadar oraya çizecek . Neyse çucuğun sanatına mani olmayayım , nitekim Mark Rothko ‘nun ‘Sarı ve Mavi ‘ tablosu dünyanın en pahalı tablosu olarak 46,5 melyon dolara satıldı . Bende ne olur ne olmaz diye ilk ‘anlamsız’ resmini rulo yapıp sakladım zaten , hem ben ne anlarım sanattan , soyut ekspresyonizmden , ama  belki ilerde anlayan olursa diye işte .

IMG_0607

IMG_0608

 

IMG_0613

IMG_0616

 

 

IMG_0630

IMG_0625

 

Bıyığa gelince , o da entelektüel kültür mantarı olmanın getirisi işte …

IMG_0646

IMG_0647

 

Sevgiler … Sanatla kalın …

 

 

 

Not ” Olur da fotoğrafları izinsiz kullanırsanız ‘ ayy bu da bizim  çocuk ‘ demeyin efendim . çok rica ediciim .

serrafun

İşte bunlar hep can sıkıntısı

4 Comments

  1. neyse ki bu hafta biraraya geliyoruz da istediğim gibi mıncıklayabileceğim bu fıstığı (Buse’nin izin verdiği kadar demek istedim)! Fikre de, ressama da fotoğraflara da bayıldım. Öpüyorum ikinizi de ;))

  2. hanım hanım cocuuua yeteneksiz dedin ama o mikemmel mavinin içinde gizli olan yüzü göremedin 😛 Bizde salona kağıt yapıştırdık. Sumru’dan çok eve gelen misafirlerin yaptıkları resimlerle doluyor. Meğer herkesin içinde ukte kalmış ahhahaa :)) tatlı Buse’ye buseler efem mucx…

  3. Oyy harika fotoğraflar, ne güzel anılar biriktirmişsiniz :)
    İlk resim kağıdı rulosunu saklaman da harika olmuş, Şirin yazınca aklıma geldi, ben de assam ya bir yerlere dedim şimdi :)
    Sağolasın Serra, iyi getirdin aklıma
    Buse’ye Dali bıyığı ne kadar yakışmış, maşallah :)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.