Çalışma Masası

IMG_1375

 

IMG_1350

  Eskiden bütün genç kızların çeyizinde dikiş makinesi olurmuş… Markası ‘Balkan’ olan … Kendi masası olan .

   Anneannemde , annem evlenirken  ‘dikiş makinen olmadan asla ‘ demiş ve anneme bir makine almış.

O makine yıllarca her taşındığımız şehre bizimle geldi, her evimizde baş köşede yerini aldı. Annemin kullandığı makinası farklıydı ve bu ‘atmaya kıyılamayan yegane eşya’mızdı …

IMG_1366

 

IMG_1328

IMG_1336

 Sonra ben sahiplendim makineyi.  Çanakkale’de yeni bir hayata başlarken yanımda  getirdiğim ilk eşyaydı. Bende de uzun süre tam bir delibaş gibi gezindi . Evin her odasını gezdi. Tabiki de hiç açılmadı , zaten üzeri hep doluydu. En son; ‘bu kadar yer kaplıyorsan bir işlevin olmalı’ dedim ve dikiş masasını çalışma masasına dönüştürdüm. ( haa bu arada ‘ süprizzzz anne :)

   Orijinal hali ile masa olarak kullanamayacağım kadar kısa ve ensizdi ( annem zamanında nasıl çileden çıkmadan bu makinede harikalar yaratmış hiç anlamıyorum)

   Neyse , ben o kadar sabırlı değilim . Hemen görev insanı Mehmet’ten  bana 55 ‘ 110 cm ölçülerinde bir tahta kesmesini istedim . Ahhh o da hemen ‘ canım karım istemiş bir tahta , gideyim de en pahalısından 2 metre ceviz kestireyim, fazlasını da o illa bir şeyde kullanır  ‘ demiş , demeyi çok isterdim , ama en ucuz yollusundan bir mdf kestirip geldi.

  Sonra onu yine söylene söylene dikiş makinesine matkap ile sabitledi .

Sonra bende üzerini kara tahta boyası ile boyadım . Bu kara tahta işini çok sevdim . Gerçi ezelden beri severdim. Tahtanın bir ucuna ‘konuşanlar’ı yazıp gıcık olduklarıma ekstra çarpı koymayı … ( aslında son derece naif bir insanımdır ..dır.. dır ..dır ..)

Evin her yeri için Mehmet’e ‘sence buzdolabını boyasam nasıl olur, salonda ki duvarı ? hem üzerine yazar çizeriz, kesinlikle Buse’nin odasında bir yeri boyamalıyız, mutfak kapısını boyasam , azıcık , arkasını , kimse görmez ‘ diye  sorup durdum ve adamı delirttim .. Kara tahta boyasından ölesiye  nefret eder hale getirdim itina ile  …

Ama gerçekten çok keyifli kara tahta boyası . Renk renk tebeşirler ve dilediğin her şeyi yazıp çizme özgürlüğü…

IMG_1325

IMG_1389

IMG_1394

IMG_1391

IMG_1397

IMG_1400

IMG_1418

IMG_1434

IMG_1401

IMG_1415

IMG_1426

 

   Daha çok fazla yeri boyayacağım , böyle ‘süprizzz’ yapacağım ama içimde hep bir ‘yusuf , yusuf ‘ hali… Kavanoz ve daha bir çok lüzumsuz objeyi boyamaktan bıktığım zaman hepimiz rahat bir nefes alacağız .

 İlham perisi olan bir masa diliyorum hepimize (ve bu son cümle ile  geyiğin dibine vurarak yazıyı bitiriyorum )

serrafun

İşte bunlar hep can sıkıntısı

4 Comments

  1. Benim de babaannem terziymiş eskiden. Onun da böyle seninki gibi bir dikiş makinası vardı zamanında çok kullandığı. Ağır, demir ayaklı ve lastiğini değiştirirsem çalışır durumda olan. Babaannem öldükten sonra bana verdi halam, öyle diyordu zaten sağ iken de. Şimdi annemin evinde duruyor, çiçek saksılarını koymuş annem birkaç da dergi. Ben de İzmir’e taşınırken alacağım yanıma. Bir defasında sordum makineci tamir olur dedi. Ama kullanabilir miyim bilemiyorum. En olmadı ben de dekoratif masa olarak kullanmayı düşünüyorum. Artık o bana yadigar ve çok kıymetli benim için. Halihazırda annemle babamın üniversite mezuniyeti hediyesi olarak aldıkları güzel bir ahşap çalışma masam var o yüzden bunu çalışma masası yapamam. Evimde durması da en çok istediğim şey. Seninki güzel bir masa olmuş beğendim, kara tahta boyası şahane bir fikir ben de çok seviyorum. Kocaman bir duvarı boyamak istiyorum ben de. Eminim benim eş de dönünce hadi burayı boyayalım, burayı yenileyelim falan derken bıkacak:) Güle güle mutlu günlerde kullan. Ben çok beğendim çalışma ortamını. O figürler, süsler çok güzel, ilham verir gerçekten insana. Benim ofis bile şu an böyle oyuncaklar, biblolar, resimlerle dolu, her gelen şaşırıyor:)
    Ayrıca pembiş duvar da çok güzel olmuş. İlham perinin o odadan çıkmak isteyeceğini sanmam:)
    Sevgilerimle

  2. Çok davetkar bir oda olmuş:) Şöyle bir çalışma odam olmadı:)) Ben dağınık biriyim, eşim sürekli burda nasıl dikiş dikiyorsun der. (kapısından bakarak, çünkü içeri girmeye korkar:))
    Ceviz kestirmediği için ben de eşini burdan kınıyorum:)) Mdf de iş görmüş sonuçta o kadar da yüklenmeyelim kendisine:))
    İşin doğrusu sanırım çalışma masamın üstünü tebeşirli istemezdim. Kolum sürter sürekli, her yeri toz yaparım ben:)
    Dikiş makinesiz ev bence de hiç olmamalı. Eskiler bilmiş de söylemiş. Oturup dikiş dikmekten bahsetmiyorum, bu zevk ve istek meselesi. Ancak makineye ihtiyaç her zaman var, paça kıvırayım, elbisenin eteğini kısaltayım, nevresim kenarı sökülmüş gibi aklıma gelmeyen pekçok şey. Ve bu tarz işleri eskiden alıp terziye götürmek ayıptı. Tıpkı eve temizlikçi almak gibi. Aaaa kadın evini kendisi temizleyemiyor diye dedikodu yaparlardı arkandan:)))

    • Bende çok dağınığımdır . Hatta en yakın arkadaşımın 7 yaşında ki oğlu bana her geldiğinde bu çalışma odasını toparladığım için en sonunda bana ‘ seni hep bu odayı toparlarken görüyorum , bu odanın amacı bu mu . yani dağıtıp sonra toplamak mı ‘ demişti .
      Çalışma masasını tebeşirli istememkte çok haklısın çünkü benim kollarım , defterlerim , bardaklarımın altı hep tebeşir :) Kullanırken önce masayı temizlemek zorunda kalıyorum hep :) Ama yinde seviyorum masamı .
      Dikiş makinesi bence her eve lazım . Mutlaka yapacak , kullanacak bir şeyler çıkıyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.