Kanadı Kırık Kuşlar ve Tavuk Kievski

IMG_3915

 

Okumaktan büyük keyif aldığım Ayşe Kulin kitaplarına uzun bir süredir ara vermiştim. Öyle belirli bir sebebi yoktu , listeye hep başka kitaplar girdi , Ayşe Kulin sonraya kaldı .

Ama canım Burcu yeni yıl hediyesi olarak bana okumak istediğim ‘Kanadı Kırık Kuşlar’ ı gönderince ve konusu çok ilgimi çekince çok fazla beklemeden okumak istedim . 

1930’ların Almanya’sından , Nazi ve Hitlerin baskısından kaçarak Türkiye’ye sığınan Yahudi bir ailenin uzunnnn yaşam öyküsünü anlatmış Ayşe Kulin . Uzunn diyorum çünkü 1930’larda başlayan kitap 2016 ‘ lara kadar geliyor .

Başlangıçta çok iyi gidiyordu kitap . Çok sürükleyici , çok akıcı. Bir çok bölümde Ayşe Kulin’e ve kalemine hayranlığım daha çok arttı , kitabın kurgusunda ki gündemimize dair ufak dokundurmalar ilk başta çok dozundaydı . Ama sonra her şey gibi o da arttı ve biraz tadı kaçtı gibi .

Evet , kitap başlangıçta çok iyi gidiyordu . Yahudi bir tıp doktoru olan Gerhard Schlimann Almanya’da çalıştığı  fakültesinde  kürsü başkanı  olacağı günü beklerken bir arkadaşının kendisine  fısıldaması ile ‘ tutuklanacağını’ öğrenir . Hiç vakit kaybetmeden 2 çocuğu ve karısı Elsa ile ülkeyi terk ederek –  hatta ilk olarak kendisi terk eder – kayınpederinin yanına Zürih’e kaçar . Uzun bir süre iş bulamaz . Eğitimli olup işsiz kalan tek Yahudi o değildir ve kayınpederi bu işe bir çözüm bulur ; evde ufak bir ofis kurarak damadı ile aynı kaderi paylaşan , işsiz kalan , eğitimli Yahudilere başka ülkelerde iş imkanları arar . Bunun için damadından yardım ister . Gerhard bu işten başta çok fazla hoşlanmaz ama Türkiye’den hayatlarına doğan bir şans her şeyi değiştirir .

Mustafa Kemal Atatürk ‘ün isteği üzerine Avrupa standartlarında yeni bir üniversite kuruluyordur ve Alman profesörlerin bu yeni kurulacak üniversitede ders vermesi istenmektedir .

Gerhard Schlimann bu profesörlerden biridir . Bundan sonra ki hayatını ailesi ile birlikte Türkiye’de , İstanbul’da devam ettirecektir .

Schlimann ailesinin İstanbul’ a , Türk kültürüne alışma süreçleri  çok  güzel anlatılmış . Bebek Türkiye ‘nin adım adım büyümesi , Ankara’nın baştan sona yeniden kurulması çok güzel işlenmiş , kitabın bu bölümlerini çok severek okudum . Ama sonra ne olduysa oldu Schlimann’ ların çocukları büyüdü ve olaylar ışık hızı ile ilerlemeye başladı . Bir çok olay ve bir çok insan ve bir çok mekan dahil olmaya başladı hikayeye .  Birden konu karman çorman olmaya başladı , sanki 2 ayrı kitap okuyor gibi hissetmeye başladım  ve ben artık kitap bitsin istedim .

Kitabın şaşırtan bir konusu yada şaşırtan bir sonu yok ama yine de beklentiyi çok fazla yükseltmeden okumaya değer .

IMG_3918

 

Ve ben okuduğum her kitapta olduğu gibi Kanadı Kırık Kuşlar’da da yenilen yemeklere takıldım . ‘ Hııım ne yemiş bunlar , o yemek nasılmış ki ? ‘ derken 70. sayfada Gerhard ve arkadaşı Malche  Ankara ‘ nın ilk modern lokantası olan Karpiç Lokantasına gidiyorlar . Sahibi Juri Georges Karpovitch adında  bir Gürcü ve herkes onu Karpiç Baba olarak tanıyor . Ve bu lokanta kitabın bir kurgusu değil gerçekten var olan 1928 – 1953 yılları arasında hizmet veren daha çok bürokratların gittiği bir restoran .

IMG_3922

 

Gerhard ve Malche bu beyaz örtülü masaları olan restoranda ‘Tavuk Kievski’ yiyorlar ve tadını çok muazzam buluyorlar . Tavuk kievski adını okuduğum an ‘ Hiç bilmiyorum , nasıl bir yemek acaba ‘dedim ve gugıldan araştırdım . Adından anlaşılacağı üzere kendisi bir Rus yemeği . Kiev usulü tavuk . İçinde yatan kocaman bir dilim tereyağı ile bol yağda kızaran ,  sarma  tavuk göğsünü  denemeden duramazdım tabii ki . En iyi tarifi buldum , malzemeleri tezgaha dizdim ve Gerhard’ın midesine inen ‘Tavuk kievski’ yi yapmaya başladım . Tabii ki kendime göre ufak değiştirmeler yaparak . Bence her mutfakta en azından bir kere denenmeli . Hem pratik hem çok lezzetli . Bıçak ile tavuk ruloyu kestiğinizde tereyağı resmen akıyor ve sarımsak ile birleşince muhteşem bir tadı oluyor .

 

IMG_3919

 

Tavuk Kievski

( 2 kişilik )

  • 2 adet tavuk göğüs
  • 2 çorba kaşığı  ıspanak püresi
  • 3 diş sarımsak
  • 50 gr tereyağ
  • tuz
  • karabiber

 

Kızartmak için ;

  •  Ayçiçek yağı
  • 2 yumurta
  • galeta unu

Ispanak püresini , tuzu , ezilmiş sarımsağı ve oda ısısında yumuşatılmış tereyağını geniş bir kap içinde çatalla yedirerek karıştırın . Daha sonra tereyağlı karışımı streç filme sararak ince uzun bir şekil vererek buzluğa koyun ve yarım saat donması için bekleyin . 2 yağlı kağıt arasına fileto şeklinde kestiğiniz tavuk göğsünü koyun ve mutfaktaki bir ağırlık ( ben mermer havanımın tokmağını kullandım ) ile döverek inceltin .  Daha sonra üzerine taze çekilmiş karabiber ve tuz serpin . Buzluktan çıkardığınız donmuş tereyağınızı 2 eşit parçaya bölerek 1 parçasını tavuğun ortasına koyun ve sarma sarar gibi 2 ucundan kapatarak sıkıca sarın . Düz bir  tabağa bolca galeta unu koyun , başka bir tabağa yumurtaları  kırın ve güzelce çırpın . Derin bir kızartma tavasına bir miktar Ayçiçek yağını koyun ve yüksek ateşte yağı kızdırın .

Yağ kızınca rulo haline getirdiğiniz tavuk göğsünü önce yumurtaya daha sonra galeta ununa bulayın ve bu işlemi bir kez daha tekrarlayın . Yani galeta ununa buladıktan sonra tekrar yumurtaya ve sonra tekrar galeta ununa bulayıp kızgın yağa bırakın . Her tarafının iyice kızardığından emin olana kadar güzelce kızartın . Daha sonra servis tabağınıza alın . Yanında patates püresi ile servis edebilirsiniz.

IMG_3930

* Benim bu  tavuk rulolarım biraz kalın oldu ama çok aç biri bu rulo ile fazlasıyla doyar . Siz isterseniz daha incede hazırlayabilirsiniz . Her ikisi de çıtır çıtır ve çok lezzetli oluyor .

 

IMG_3927

 

 

 

 

 

admin

One Comment

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.