Kayıp Köpek Üzüm

kkü (1)

 

Son zamanlarda ki en favori kitabımız , hatta tüm zamanlarda ki en favori kitabımız ‘Kayıp Köpek Üzüm ‘ . Buse tarafından kaç defa okutulmak zorunda olduğumu hatırlamıyorum bile . Ama kitabı kapatıp tüm sayfaları eksiksiz ezbere okuyacak kıvama gelmişimdir.

Bu durumdan şikayetçi miyim ? Tabii ki hayır . Üzüm ve Batu’nun hikayesi o kadar sıcak , o kadar sevimli ki bıkmıyorsun . Buse’ye hak veriyorum yani fazlasıyla .

Okul öncesi çocuk kitaplarında beni ilk başta etkileyen ( hatta en fazla  ) çizimler olduğu için kitabı görür görmez vuruldum . Kitabı ilk incelediğimde çizerin Fransız olduğunu düşündüm nedense ( adı Kate olmasına rağmen ) . Devamlı yağan yağmur ve şemsiyeleri ile dolaşan insanları görünce İngiliz olduğunu anlamalıydım . Kitabın yazarı Claire Freedman ‘ da , çizeri Kate Hindley’de İngiliz. Claire Freedman ‘ın 50 ‘ nin üzerinde çocuk kitabı var ama sanırım dilimize çevrilmiş ilk ve  tek kitabı ‘Kayıp Köpek Üzüm’ .  Çizer ‘Kate Hindley’ konusunda biraz daha şanslıyız ; ‘Mamut Yıkama Rehberi’ ( yzr: Michelle Robinson)  adında çok sevimli bir kitabı daha var .  (Umarım , inşallah , ayy keşke çok daha fazla olur) . Kitabı orijinal dilinde okumadım tabii ama bence kesinlikle çok başarılı bir çeviri . ( Çok başarılı kitaplar çevirmen sayesinde çok  sıkıcı olabiliyor.) Kitabın çevirisi Melike Hendek’e aitmiş. ( Bu kitabı çevirdiği için sevgiyle sarılıyoruz ona :))

 

Kitabın orijinal adı ; Oliver & Patch , bizde Patch’in Üzüm adını alması  çok sevimli olmuş . Bir köpek için çok sempatik bir isim 🙂 Batu ‘da kesinlikle Buse’nin favorisi oldu. Kitap Pearson yayınlarından çıkmış ve merak edenler varsa ‘ince kapak’ . Ama kesinlikle okurken elde tutması  çok daha kolay.

Hikaye yaşadığı sahil kasabasından büyük şehre  taşınan Batu’nun kendini çok yalnız hissetmesi ile başlıyor. Bütün arkadaşlarını geldiği kasabada bırakmak zorunda olan Batu bir gün bu yağmurlu şehri keşfetmek için dışarı çıkar ve kendisi gibi yalnız olduğu için canı sıkılan Üzüm ile karşılaşır. Etrafına bakınır ama Üzüm’ün sahibi olabilecek hiç kimseyi göremez . Üzüm’ü tek başına bırakamaz ve yanında götürür. Böylece  naif dostlukları başlar .

Hava aydınlıkken her şey yolundadır . Batu ve Üzüm çok eğleniyordur. Ama akşam olduğu zaman Üzüm hüzünlenir ve durgunlaşır. Batu tek dostu Üzüm’ü kaybetmek  istemese de  Üzüm’ün sahibini bulmaya karar verir….

kkü (2)

kkü (3)

 

Kesinlikle dünyanın en naif dostlukları çocuklar ve köpekler arasında kurulan dostluklar .Kitapta da inanılmaz güzel bir dostluk var . Benimseme , sahip çıkma o kadar güzel anlatılmış ki , kayıp bir köpek bulunca , sahibine ulaşılsa bile köpeği geri vermek istemeyen bunun için direten çocukları düşündüm . Sonra Batu’yu bir kez daha çok sevdim .

Batu’nun Üzüm’le karşılaşması , dostlukları, Üzüm’ün hissettikleri ve Batu’ya hissettirdikleri çok sıcak ve içten anlatılmış. Sadece resimlere bakmak bile insanın içini sıcacık yapıyor . 2,5 yaşında ki bir kız çocuğunun seveceği her şey var .Sevimli bir arkadaş, tatlı , minik bir köpek , dev dondurma kasesi ve salıncak .  Çizimler o kadar başarılı ki Batu’nun odasının camından görünen apartmanlarda ki minicik camlardan başka hayatları görüyorsunuz. Gündüz ve gece bale yapan bir bir balerin , bebeğini kucaklamış bir anne , gitar ve saksafon çalan genç , kedili apartman sakini gibi çok güzel ayrıntılar var kitapta . Aaaa bide metroda bile kitap okuyan insanlar .

Ama Buse’nin favorisi Üzüm’ün gerçek sahibi Mercan ile   karşılaşmaları. O sayfaya geldiğimizde Buse kızmaya başlıyor. ‘ O senin köpeğin değil Patu’nun köpeği alma onu’ diye ağlamaya başlıyor 🙂  Ve bunu ilk günden beri kitabı her okuduğunda tekrarlıyor:) Ama Batu’nun her sayfada karşımıza çıkan yeşilli atkısı onu sakinleştiriyor.

Atkı hemen hemen  her sayfada Batu’nun boynunda olunca dikkatini çekmeye başladı ve sürekli ‘Abinin atkısına bak’ demeye başlayınca aynı atkıdan Buse’ye de örmeye karar verdim .

 

 

Aynı tonlarda renkleri buldum ve pirinç motifi ile ördüm . Nasıl yapıldığını öğrenmek isteyen olursa ben bu teyzeden öğrendim , örmek ya da öğrenmek isterseniz kendisine uğrayın 🙂

kkü (12)

 

kkü (5)

 

 

 

 

 

kkü (6)

kkü (7)

Ucuna ponponlar yapıp diktim . Takılıp kopmasın diye sarkık ponpon yapmadım . Ucuna iliştiriverdim . Buse’nin  en sevdiği atkısı ‘ Patu atkısı’ .

kkü (4)

50 gr’lık  yumaklardan bir tane atkı , birde dünyanın en tatlı yeğeni Ali Dayı  için boyunluk çıktı. Ponpon yapmasaydım bir atkı daha çıkardı sanki 😀 , hadi hadi atkı olmasa da boyunluk kesin çıkardı.

 

 

 

kkü (9)

kkü (11)

kkü (10)

Ve kitabın her sayfasını ezbere bilen bir tek ben değilim 🙂

 

 

 

serrafun

İşte bunlar hep can sıkıntısı

One Comment

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.