Kazablanka’da bir kitapçı ; Livre MOI

img_8318

 

Kitapçıları gezmeyi sever misiniz? Peki gittiğiniz ülke/şehirlerde ki kitapçıları gezmeyi sever misiniz ? Yerel bir yayınevinden çıkan, bulunduğunuz ülkeye özel bir kitap almayı ? Ben bu soruya bağıra bağıra coşkulu bir şekilde EVETTTTT derdim eğer bana sorulsaydı …

Dünyayı gezen şanslı bir insan kişisi olmasam da arada kısa süreli bazı güzel ,mistik , romantik , yemek kokan ülkelerde bulunmuşluğum var . Yıllık aile tatili adı altında .

O aile tatillerinde  en sevdiğim şey bulunduğum şehirde ki kitapçıya gitmek . Eğer Roma ya da Paris gibi bir yerdeyseniz haritadan , gogılmepsten ya da tıripedvayzırdan  bakıp nerede iyi kitapçı var diye koordinat belirlemenize gerek yok çünkü adım başı önünüze sağlam bir kitapçı çıkıyor . Ama nedense Marakeş ya da Kazablanka gibi mistik bir yerlerdeyseniz o kitapçı ha deyince bulunmuyor.

Bir kere önce eşinizi ‘etrafı dolaşmaya’ çıkmak için ikna etmelisiniz . Etrafı tanımak için sizin kadar hevesli bir eşiniz varsa işiniz bu kısımda kolay . Sonra çaktırmadan dükkanlara bakarsınız ama bir türlü aradığınızı bulamazsınız . İşte orada hemen surat asma , memnuniyetsizlik, bilseydim gelmezdim modunuzu takınıp adama hafif çemkirmelisiniz . Etrafta kitapçı olmaması onun suçu gibi yapmalısınız ve ‘hadi yeaa otele dönelim , villa  görmeye mi geldik allasen ‘ demelisiniz.

Bu kısmı gayet iyi başarırsanız sizin bütün tatil boyunca bıdı bıdı yapmanızı çekmek istemeyen ,çözüm odaklı – sevgi dolu kocanız  otele vardıktan 10 dakika sonra  sizi aşağıda bir  ‘petit taksi’ nin beklediğini söyler .

Siz heyecandan ayaklarınız bir birine dolaşarak aşağı inersiniz ve bir anda kendinizi çılgın bir taksicinin, her yerinden garip flamalar sarkan taksisinin  arka koltuğunda otururken bulursunuz.

img_8262

 

Sonra bir bakmışsınız içinden çıkmak istemeyeceğiniz bir kitapçının önündesiniz.

Halen Kazablanka’ da gittiğimiz Livre Moi’nin şimdiye kadar gittiğim -sayılı- en güzel kitapçılardan biri olduğunu düşünüyorum . Kazablanka’ya ayak bastığımız ilk andan itibaren sürekli aynı soruyu sordum ‘Acaba kitapçı nerededir? ‘Kitapçı yakın mıdır ? Ya bir kitapçı bulamazsak? Ya bir kitapçı yoksa ? ‘ …Artık Mehmet o kadar bıkmıştı ki kitapçı muhabbetinden  ‘Hadi burada da gitmeyi ver ‘ demeye başladı ama bir kitapçıya gidemedim diye benden daha fazla üzüldü ve kendisi için büyük bir kötülük yaparak benim için harika bir kitapçı buldu . Üstelik sadece 1 saatimiz vardı. Yani beraber hareket ettiğimiz grup ile 1 saat sonra buluşup Rabat’a gidecektik .

O çılgın takside 10 dakika içinde bu kitapçıya nasıl vardık , geri kalan sürede nasıl kitap seçtim pek hatırlamıyorum . Ama çok sevmediğim Kazablanka’ya tekrar gitmek isteme sebebim sadece bu kitapçı olabilir .

img_8263

img_8316

img_8310

 

Kitapçının tasarım olarak çok farklı bir durumu yok belki , sevebileceğimiz bir çok kitapçı gibi . Ama içerde olan kitaplar aklınızı başınızdan almaya yetecek kadar güzel .Uzun süre aklınızdan , kalbinizden çıkmayacak kadar iyi kitap bir aradaydı . Tamamen butik kitapçıydı. Her kitaptan 1 tane vardı, çok var dediğiniz kitaptan  en fazla 3 tane vardı (az sayıda ki romanları saymıyorum )  . Öyle tıkış tıkış değildi . Görsel gücü yüksek onlarca kitap, ‘keşke hepsi benim olsa ‘ dediğiniz onlarca kitap .

Birde nasıl sevimli, içten bir sahibi var ; güzel , kibar ve sabırlı bir Fransız hanımefendiydi . Tabii ki ben kadına sürekli bön bön baktığım için soruyu ilk bana sorup bir süre bekliyordu sonra Mehmet’e  dönüp ‘eşiniz hasta mı ‘diye sorduktan sonra onunla sohbet ediyordu. Hayır tabi ki İngilizce biliyorum , Türküm ben ‘ anlıyorum ama konuşamıyorum ‘ ay bide o bana iri yeşil gözleri ile bakıp Fransız aksanı ile bir şey sorduğunda ben kadına salakça bir gülümse ile bakıp içimden şiddetli bir şekilde ‘ burası keşke benim olsa ‘ diyordum ve Çanakkale’de olsa , olur mu ki acaba ? diye düşünüyordum .

Haa birde Buse etkeni var , Fransızca ‘prenses Sofi’  seti almamız için baskı yapıyordu bize . Ben ona Malala’yı gösteriyorum o bana Prenses Sofi diyor … Ayyh yok bu çocuktan kültür mantarı yetiştiremiycem , olmıycak yani , ruhunda yok …

 

img_8267

img_8277

img_8281

img_8280

img_8279

Tabi ki bütün ikna çabaları boşa çıktı ve Prenses Sofi’leri aldık . belki Fransızca öğrenir diycem ama Türkçe’yi zor konuşuyor , halen çayı bittiğinde bardağını masaya sertçe koyup ‘bana çay kat ‘diyor … Fransızca konuşsa ne olur .

Sonuçta ikimizde bu kitapçıda kendimizi kaybettik . Üst kat çocuklar için tasarlanmış ve son derece renkli , eğlenceli .

img_8270

 

img_8272

img_8269

img_8283

img_8284

img_8285

img_8286

img_8287

Şimdi çok ütopik bir hayal kurmak istiyorum ; bu kitapçı da gördüğüm bir çok çocuk kitabını ve bir çok kitabı Türkçeye çevirttiğim  bir yayınevim olmasını çok isterdim . Kırçiçeği gibi , ama onun kıymetini bilemedik ,  benim yayınevinin hiç şansı olmazdı 🙁

Neyse hayaller ve hayatlar diyerek devam edelim . Çocuk kitaplarının olduğu bu bölümde çok, çok fazla kitabı kalbime kazıdım ama tabi ki hepsini almamın imkan yoktu . Zaten büyük çoğunluğu 40 tl’nin üzerindeydi . Mesela Malala 80 tl gibi bir fiyata geliyordu .

Yine de Buse için çok güzel kitaplar aldım . Özellikle Fas’lı bir yazar istedim . Öyle olunca seçenekler biraz daralıyordu , yine de  Fas’ın en sevilen çocuk kitapları yazarlarının kitaplarını aldım . Ve evet Buse’nin kitapları Arapça ve Fransızca 😀 Öğrenir bir gün ya , ben ümitliyim yani .

 

img_8864

img_8288

 

Giriş katına geldiğimizde sıra kendim için kitap almaya gelmişti .İşte o anlarda bende film koptu . O kadar çok şahane kitap vardı ki , eline alınıp sayfaları ağır ağır çevirip sindire sindire bakılacak yüzlerce kitap . Ama bizim vaktimiz daralıyordu . Ve Mehmet zararın neresinden dönsem kardır diyerek beni artık oradan çıkarmak için çaba harcıyordu .

img_8289

img_8297

img_8298

img_8299

img_8291

img_8292

img_8296

img_8295

img_8294

img_8303

Bu bölümde ki kitapların büyük çoğunluğu Fransızca kitaplardı . Ama bakmaya doyamayacağınız görseller ile doluydular.

Tam arkamı dönmüş çıkacakken  ‘Fas yemekleri’ kitabını gördüm . Sanırım şu an yemek kitaplarımın arasında en sevdiğim kitap o . Mesela yine çok ütopik bir hayal yazayım şuraya ; aynı kalitede ‘Çanakkale yemekleri’ diye kitap yazmak isterdim . Tamam çok ütopik değil , yani kalite bizde şaşmaz da , bi saçaklı mantı , bi kaplan tarifi ile de olmaz yani (  İntepe’nin yemek gurmesi Gamze , beni duyuyorsan ses ver, aklıma bişi geldi ,senle bişi deniycez :D)

img_8860

Üç kilo ağırlığında ki yemek kitabını oradan buraya taşıdım . Açıp açıp bakıyorum , daha henüz bir şey denemişliğim yok ama kendimi geliştirip Fas mutfağı konusunda uzmanlık yapmak istiyorum . (Menüsüne Fas mutfağı eklemek isteyen mekanlar varsa ,müşterinin damak tadı  memnuniyeti çokta önemli değilse beni not alın bir yere )

 

img_8313

 

img_8314

img_8306

img_8307

img_8317

Tatil planlarınız arasında Kazablanka varsa ve kitap tutkunu iseniz ‘gezilecek yerler’ listesine bu kitapçıyı ekleyin . Zira kendisi müze tadındaydı . Ben bu yazıyı özellikle bizim gibi ‘Orada kitapçı var mıdır ? ‘ diyenlere hizmet olsun diye yazdım. Ama yine de  ‘Yeeaa bize ne kitapçıdan ‘ da diyebilirsiniz .

Ama mesela benim gelecek planlarım arasında emekli olunca bu kitapçıya yerleşme hayallerim var .

Sevgiyle ve kitapla kalın güzel insanlar ….

 

 

serrafun

İşte bunlar hep can sıkıntısı

5 Comments

  1. Ne kadar keyif alarak okudum anlatamam.Çok okuyamıyorum ama çok kitap alıyorum,bisürüüü..seviyorum onları, onlara bakmayı, okuyacağım zamanları düşünmeyi bile..Yeni taşındığım yer civarında ikinci el kitap satan yerler var,keşif halindeydim henüz ama burda bi hazine olduğunu söylemek çok mümkün.yazı çok güzel olmuş, o kitapçıyı görmek vardı ayrıca..dil bana o kadar yakın ki sanki karşımda anlatıyormuşsunuz gibiydi..bu gaz için teşekkürler ve de devamı tabiki..

  2. Adımı görünce heyecanlanıp “aman Tanrı’m yoksa ünlü mü oldum” diye düşünürken yazının atmosferinden koptum ve silbaştan okudum. İyi ki de öyle olmuş, yazılarını bikaç kez okumazsam içim rahat etmiyor. Şu telaşım ve yorgunluğum bitsin, seninle her şeye varım ben.
    Şaşkın ördek yavrusu gibi tam olarak nereden dalacağımızı kestiremiyoruz ve “kitapçı mı açsam, ay yok yok kitap yazayım ben en iyisi, yok yea Cafe açayım ben Cafe …” Diye diye evde kaldık, iyi mi!

  3. Ben bu yazıyı resmen kaçırıyordum ve tüm sebep senin!
    İnsan bir dürtmez mi ayol ahahahaha
    çOK güzel görünüyor hepsi… Daha çok vaktiniz olmadığına Mehmet sevinmiştir bence 🙂
    Öperim seni ve Buse’mi 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.