Turuncu ve Komşu Teyze

IMG_4388

Çocukluğumun en tatlı anılarında hep komşularımız var . Çocuklarıyla oynadığım , oynarken bize salçalı makarna ve salçalı tandır ekmeği veren , kocaman kaselere taze meyveler doldurup ‘hadi yesenize’ diyen , ‘Serra , sende evine bakiim , bak ezan okundu hadi çocucuum ‘ diyen , yeni pişen elmalı kurabiyeden evimize  yollayan , evde biten acil ihtiyaç malzemesini bakkaldan önce kapısını çalıp isteyebildiğimiz , annemin anahtarı bıraktığı ya da bizi bıraktığı komşularımız …

Ne güzel günlerdi . Okuldan geldiğimde lojmanın bahçesinde toplanmış bulurdum komşularımızı. Ya kısır ya da çiğköfte olurdu piknik tipi koca masaların üzerinde . Yüksek volümden kahkahalar , havada uçuşan espriler … Kalabalıkta annem yoksa bile dert etmezdim , üstümü değiştirmeden otururdum masanın bir ucuna . Zaten sen daha oturmadan seslenirdi birileri ‘annen çarşıya kadar gitti , gel karnını doyur çocuğum ‘ diye .

Ya da ‘isot’ yapma zamanı her mahallede aynı kalabalığı görürdüm . Sırayla her gün bir komşumuzun çuvallar dolusu biberi gelirdi , konu komşu oturur hep birlikte doğrardılar . Sonrasında yine mini piknik.

Sahi , ne kadar güzel bir kelime konu-komşu… Hayatlarımız bu kadar koşuşturma içinde geçmiyorken , hepimizin yetişecek bir yeri yokken ve insanlar halen iyi niyetliyken, siz – biz diye ayrılmamışken  ne kadar güzeldi komşuluk . Çat – kapı kahve içmeye gidip 40 yıllık hatır almak ne kadar güzeldi .

Ahh ne çok sinir olur ,üzülürdüm eve geldiğimde tezgahta telveli kahve fincanı bulup , salondan gelen  limon kolonyası kokusu duyduğumda . Aile fertleri için özelliklede biz çocuklar için ‘girilmez bölge’ salona giriş izni  ve basılması kesinlikle yasak olan kutsal salon halısına doya doya basmak demekti kahveye gelen komşu… Muhabbet demekti , arkadaş demekti, mutlu anne demekti. Komşu teyze benim çocukluğumda çok şey demekti .

100 yıllık ekmeğin tadının bile değiştiği ve çocukluğumda ki gibi olmadığı için tabii komşuluklarda çocukluğumda ki gibi değil. Ama yine de ‘eski komşulukları ‘aratmayan komşular çıkabiliyor karşınıza . Bir gün ‘biz taşınıyoruz ‘ deseler de şimdiye kadar ki en iyi komşum Gülhan gibi insanların varlığı komşuluğun ve o güzel duygunun halen var olduğunun kanıtı .

Ama bugün Buse’nin bir komşu teyzesi yok . Olmasını çok isterdim . Tıpkı ‘Turuncu Teyze’ gibi bir komşu teyzesi olmasını…

 

IMG_4398

 

Ebru Akkaş Kuseyri  öyle güzel bir kitap yazmış,  Vaghar Aghaei ‘de öyle güzel resimlemiş ki, aslında unutalı çokta uzun zaman olmayan komşuluğu deli gibi özlüyorsunuz.Evet biliyorum artık hiç birimizin hiç kimseye güveni kalmadı , ‘her gün ne haberler okuyoruz’ dan da haberim var ama bazı değerler unutulmamalı.

Annesi ve babası dışarı çıktığı zaman kapı komşuları  Turuncu Teyze ile kalan ve onunla saklambaç oynayan , çok eğlenceli vakit geçiren kıvırcık saçlı , sevimli Ali kadar şanslı olabilse keşke bütün çocuklar .

 

IMG_4400

 

Cam kenarında sardunyaları olan ve onları sularken seven , Ali’nin uyku saati geldiğinde ona kocaman kitaplığından Shaun Tan ‘dan Eric ‘i seçip  okuyan , kırmızı çizgili çoraplar giyen bir  ‘komşu teyze ‘ düşünün . Nasıl kıskanmaz insan Ali’yi ?

 

IMG_4401

 

Bir komşu teyzeniz olmasa da ‘Turuncu Teyze ‘ kitabınız olsun kütüphanenizde.

Sarı Gaga yayınlarından çıkmış bu sevimli kitap ince kapaklı ve minicik ellerin çok rahat tutabileceği boyutlarda. Hikaye çok sıcak , çizimler daha da sıcak . Vaghar Aghaei renkleri o kadar güzel kullanmış , karakterler çok sempatik ki ; Ali’nin ve Turuncu teyzenin koca koca gözlerine bayıldım . Buse’de benimle aynı fikirde . Hatta o çok daha fazla seviyor . Ben okumayı bitirdikten sonra kitabı istiyor :’Turuncu Teyzeyi şimdi bana  versene anne , şimdi ben okuyayım ‘ diyor . ( tabii ki de okuyamıyor 😀 )

Öykü kısa , çocukların sıkılmasına fırsat kalmadan çok güzel bir şekilde bitiyor ;

‘Bizde bir kitabın içinde değil miyiz ? ‘

Bence Ebru Akkaş Kuseyri yazdığı ilk çocuk kitabı ile minik kitap severlerin gönlünü bayağı fethetti. En azından bizim evde bir seveni var .

 

IMG_4404

 

Buse’nin favorisi olmasa da benim çok sevdiğim , komşuluk üzerine olan bir diğer kitapta ‘Komşu Teyze’ . Heinz Janisch  bu sevimli kitabı aslında komşuluğun biraz ötesinde sanırım .

Minik Orçun’un bakış açısıyla  komşuları Perihan teyzeyi anlatıyor. Komşuluğun ötesinde diyorum çünkü Perihan teyze 91 yaşında , en iyi ve tek arkadaşı Orçun . Haa birde Orçun’un anne ve babası.

 

IMG_4406

 

Perihan teyze 91 yaşında ama insanların içini görebiliyor; bir şeye üzüldüğünüzü hemen anlayabiliyor, çok kızınca  yüksek perdeden bağırıp arabaların alarmının kendi kendine çalışmasına sebep olabiliyor, araştırmacı bir kaşif, derviş sabrı olan bir hayvan aşığı , güçlü kolları ve harika bir enerjisi var , kocaman becerikli elleri var , her ıvır vızırı kullanışlı bir nesneye çevirebiliyor . İnsanları güldürme yeteneği var ve kilometrelerce uzakta ki okyanusun bile sesini duyabilecek kadar keskin kulakları var .

 

IMG_4407

 

Ama Perihan teyze bazen kendini çok halsiz hissediyor ve öyle zamanlarda bütün gün yatağından çıkmıyor. Ve genellikle böyle zamanlarda Orçun Perihan teyzeyi evinde ziyaret ediyor ve ona hikayeler anlatıyor . Ve bu hikayeleri Perihan teyze çok seviyor , çok gülüyor bu hikayelere , hatta bazen kendini gülmekten alamıyor ve Orçun ile beraber gülmeye başlıyorlar . İşte o zaman ‘gülmek bulaşıdır’ diyor Perihan teyze …

Unuttuğumuz bir diğer değerimiz ‘yaşlılarımız’ . Özellikle yapayalnız olanlar. Kapısı hiç çalınmayanlar . Bir tatlı muhabbete dünyanın en mutlusu olacak olanlar . Çocuklar bayılırlar ‘sevimli’ yaşlılara , 91 yaşında bile ‘küçücük bir çocuk’  olabilen yaşlılara .

Ben kitabın konusuna bayıldım , çok sevdim . Dilini, anlatımını , vermek istediği şeyi ‘ bu kadar nazik ‘ vermesine . Buse için bu olgu biraz erken sanırım . Kitabın resimlerine bakarak dinlemiyorsa beni , sonuna kadar okuyup bitirmemi bekliyor . Ve hep aynı yerde aynı soruyu soruyor?

‘ Perihan teyzenin hiç arkadaşı yok , sadece ben varım . Birde annem ve babam . ‘

‘Neden teyzenin hiç arkadaşı yokmuş ? ‘ her okuduğumda mutlaka bu soruyu soruyor ve üzülüyor.

Kitabın resimlerine bakmadan dinliyorsa dedim , çünkü Buse Perihan teyze çiziminden fazlasıyla korkuyor. Perihan teyzeyi profilden ve şapkasız görünce hemen sayfayı değiştiriyor. Sanırım biraz haklı 🙂

Ben Helga Bansch’ın yaptığı çizimleri hem sevdim hem sevemedim . Perihan teyzenin o kocaman ayakkabılarını hiç sevemedim mesela . Ama Orçun’un ifadesini, bakışını ve her sayfanın ucundan kıyısından illa görünen kedileri çok sevdim .

Hııım birde biraz kararsız kaldığım bir çizim var . Tıkış tıkış dolu otobüste olan …

 

IMG_4408

 

En önden 2. sırada oturan çift nedense bana çok ‘Türk’ geldi . Otobüste Türk olması beni tabii ki mutlu etti ama halen Türkleri başında fes ve pala bıyık ile resmetmelerini pek anlayamıyorum . Belki de sadece bana öyle gelmiştir.

Ama yapı kredi kredi yayınlarından Dürrin Tunç’un  çevirisi ile  çıkan bu tatlı kitabı çok sevdim .

 

IMG_4409

 

Ve Heinz Janisch kitabı o kadar güzel bitirmiş ki bir kitabı ile daha kendisine hayranlık duymama sebep oluyor . Ve keşke şimdiye kadar yazdığı bütün kitapları Türkçeye çevrilse diyorum .

serrafun

İşte bunlar hep can sıkıntısı

2 Comments

  1. ahh ah ne güzel yazmışsın…aynı yazdığın gibiydi bizim mahalle…yaşıt onlarca çocuk, her eve giren çıkan, buzdolaplarından istediğini alan çocuklar, sapıksız, trafiksiz güvenli sokaklar, komşu teyzeler, amcalar sonsuz güvenilen mahalleli…nostalji oldu…

  2. Ne naif anlatmissin gene serra..gözümde cocuklugum,izmirde annemin komsulariyla dolup taşan balkonumuz,onlarin şen kahkali sohbetleri geldi gözümün önüne..hala ne zaman annemle konussam akrabalarimizdan önce 30 yillik komsularimizi tek tek sorarim..Nil benim kadar şansli olmasa da 1 tane komsu teyzesi var,çat kapi kapisini çaldigimiz..ve bence bu komsuluk iliskileri sehirden şehire farklilik gösteriyor..benimse instagram komsularim var,paylasimlarindan sıcaklik ve huzur hissettigim..serrafun ,pinarsoo,kitanaa,cafenohut dur ne yapmis bakayim dedigim..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.