Hakkında çok fazla yazılması gereken , çok fazla konuşulması gereken ve herkese benimsetilmesi , öğretilmesi gereken konular var ; otizm gibi . Otizmin bir hastalık değil bir farklılık olduğunu herkese anlatmak , öğretmek gerek . Bu farklılığın parmakla işaret edilemeyeceğini , garipsenmeyeceğini , ‘ yoklar ‘ gibi davranayacağımızı öğretmemiz , öğrenmemiz gerek . Özellikle çok masum olsalarda bazen çok acımasız olabilen çocuklarımıza ‘ farklılıklarımızı ‘ öğretmek gerek . Bunun en naif yolu kitaplardan geçiyor . Bu konularda çok konuşmalı , yazmalıyız ve okumalıyız .

Otizme yaklaşımımız senede bir gün herkesin paylaştığı bir fotoğrafı paylaşıp , özel gün kutlar gibi değil , anlayarak , ‘ EMPATİ ‘ kurarak , farkındalık yaratarak olmalı .

Otizmli çocukların çok yetenekli ve çok özel çocuklar olduğunu anlamak , anlatmak gerek .

Güzin Öztürk ‘ün kitabı özellikle empati kurdurma konusunda çok başarılı bir kitap . Özellikle ilk 40 sayfada Mila’nın hislerini okurken , boğazım düğümlendi ve ağlayarak okudum .

Otizmli küçük Mila kendi gözünden ve iç dünyasından bakarak , insanların ona karşı davranışlarını , bu davranışların ona hissettirdiklerini , annesi ile ilişkisini , kendi içinde yaşadığı dünyasını anlatırken ben göz yaşlarımı tutamadım . Tamamen kurgu olan kitabı okurken insanların tutumuna , Mila ‘ ya hissettirdiklerine çok kızdım , çünkü bu kitap kurgu olsa da Mila ‘ nın yaşadıkları gerçek . O kadar hayatın içinden bir konu ki , hep gözlerimizi kapatıp kulaklarımızı tıkıyoruz . Oysa anlamaya çalışmak çok daha kolay ve yapılabilir .

Kitabın ilk kırk sayfasında ağladım diyorum çünkü sonra kitap bir anda değişti , Mila bir sokak kedisini sahiplendi ve bu minik kedi sitelerinde yaşayan diğer çocuklar ile onun arkadaşlık kurmasını sağladı . Buraya kadar her şey çok güzeldi . Ama bir anda araya bir ‘cadı ‘ hikayesi girdi ve kitabın sihiri bir sürelik bozuldu . Ve beni içine alıp , ağlatan kitap gitti . Sanki okuduğum kitabı kaybetmişim de yerine yeni bir kitaba başlamışım gibiydi . O kadar büyük bir kopukluk vardı . Bunun tek sebebi araya giren cadı hikayesiydi  . Başka bir kitapta çok eğlenceli olabilecek bir konuydu aslında ama bu kadar duygu yüklü akan bir kitapta  Mila’nın arkadaşlık kurması daha farklı anlatılabilirdi . Yani 40. Sayfadan sonrasını biraz sıkılarak okuduğumu itiraf etmek istiyorum . Ne zaman cadı hikayesi son buldu o zaman kitap eski seyrine döndü , yine keyif vermeye başladı . Ve sonu çok güzel bitti . Çok umut dolu , motive edici bir sondu .

Yazarın kalemi o kadar sağlam ki , bir çok duyguyu okuyana çok güzel geçiriyor , Mila bir kitap kahramanı değil de sanki kapı komşunuzun küçük sevimli kızı gibi hissediyorsunuz .  Boğazıma kocaman bir yumruk oturtup , gözlerimi dolu dolu yapan bir çok cümle vardı . Bunlar genellikle Mila’nın iç sesiydi ;

‘…bizim Mini benim kedim olup çıkmıştı ve asla bahçeden ayrılmıyordu . Duman rengi tüyleri sevildikçe parlaklaşıyordu , beni de sevseler ben de güzelleşip normal bir çocuk olur muydum ? ‘

Mila’yı düşününce , çevresinde ki insanların Mila’ya tutumunu düşününce hıçkırıklara boğuluyor insan. İnsanların acımasızlığına ve Mila’nın onları yalnız bırakan babasına bütün kitap boyunca çok kızdım , öfkelendim .

Ve benim için kitapta ki en farkındalık yaratan cümle Mila’nın yakın arkadaşı Didem’i düzelttiği cümleydi ;

” ‘ Aklını kaçırmışsın . Başına kötü şeyler gelebilirdi . Sende kaybolabilirdin ! Bütün otistikler senin gibi aklını peynir ekmekle mi yemiş acaba ?”

‘ OTİZMLİ ‘diye düzelttim . ‘ Otistik … değilim ben ! -tik  değilim !” Melis’in öğrettiği ve kafama kazıdığı ilk bilgilerdendi . ‘ …. ”

Bence bunu hepimizin öğrenmesi , kafasına kazıması lazım ; otistik değil otizmli …

Kitaptaki bir diğer sevimli ayrıntı Mila’nın beyninde bir çanta hayal etmesiydi . Öğrendiği duygular , olgular hep bu çantanın içindeydi ve özellikle kafası karıştığında çantasını kapağını açıyor ve bir güzel karıştırıyordu . Sonunda doğru duyguyu ve tepkiyi buluyordu .

Bu konuların çok daha fazla kaleme alınması , çok daha fazla farkındalık yaratılması gerek . Daha fazla yazılması için daha fazla okunması gerek .

Siz okumaya ‘ Ben Bir Hayaletim ‘ den başlayabilirsiniz 🙂 Otizmli bir çocuğu az da olsa anlayabilmek için çok güzel bir başlangıç .

Güzin Öztürk

Kapak Görseli : Gizem Malkoç

112 sayfa / Tudem yayınları

9 yaş üzeri

… ‘

Yazar

Bir Cevap Yazın