Bir gün ,  bir arkadaşım eşinden şiddet gören kadınlar ile ilgili ‘ yani boşanırsın biter ,  gider ‘ dedi. Öyle kolayca , bir anda , tek cümle ile . ‘Dayak yiyorsan boşanır kurtulursun ‘ …  Ama bu bir cümle ile söylendiği kadar kolay olmuyor her kadın için ,öyle hemen boşanıp kurtulamıyorlar. Şanslı olan kadınlar ( buna şans denebilirse ) aile desteğini alarak yada kendi ayakları üzerinde durabileceği için zorda olsa boşanmayı başarabiliyor . Peki ya çocuklar ? Şiddet gören çocuklarda tek celsede boşanıp şiddet görmekten kurtulabiliyor mu ?

Uzun süredir instagramdan takip ettiğim , kitap önerilerini , fikirlerini , duruşunu çok sevdiğim Julia Ortay  ( Leyla ) ilk kitabı ‘ Filler ve Kuşlar ‘ da  çocukken babası tarafından gördüğü şiddeti anlatıyor .

Bir otobiyografi olan kitabın ilk bölümleri oldukça üzücü , Julia yani Leyla ve kız kardeşi Nergis fiziksel olarak olmasa bile sık sık babalarından şiddet görüyorlar ; istemedikleri halde zorla camiye kuran kursuna gönderilmeleri , istedikleri kitapları alıp okuyamamaları , hiç bir şey için fikirlerinin alınmaması , yokmuş gibi davranılması da  şiddettir . Belki durumu biraz daha yumuşatarak sevgi görmüyorlar diyebilirim .

 

 

Az konuşan , asabi , yeşil gözleri ile kızlarına hep sert bakan bir baba var kitapta . Ve bir çok sayfada babaya inanılmaz öfkeleniyorsunuz. Leyla’nın ‘siyah’ olarak adlandırdığı bir bölüm var , bölümü okurken babaya öfkeniz tavan yapıyor . O siyah geceden sonra Leyla için babası sadece bir ‘adam’  oluyor . Ve sadece bir gece yaşanan bir olayın bir çocuğun , gencecik bir kızın geri kalan tüm hayatını nasıl ele geçirdiğini görüyorsunuz . Çünkü babandan yediğin bir tokat bile asla unutulmuyor . Kalbinin , aklının bir köşesinde hep kalıyor .

Ama Leyla inanılmaz güçlü . Yaşadıkları onu yıpratsa da daha güçlü yapıyor , karalar bağlayıp hatalar yapmıyor aksine bulunduğu durumun içinden kendisini en az yara bere ile çıkarmayı başarıyor ve kitaplara sığınıyor . Kitaplar onun hayata bakış açısını tamamen değiştiriyor .

Genç yaşta çalışmaya başlıyor , evleniyor ve anne oluyor . Çalışan bir kadın , iyi bir anne , sıkı bir okur ve yazar olmanın yanında o hep güçlü bir kadın oluyor . Hep mücadele eden , asla pes etmeyen …

 

İlk kitap için bence çok başarılı bir kitap . Tabii ki de eksiklikleri , tutuklukları var kitabın ama Julia’nın kalemi sizi hiç sıkmıyor . Cümleler , satırlar , sayfalar akıp gidiyor . Kitabı okurken kaldığınız yere bir ayraç koyup gündelik hayatınıza devam ederken aklınız hep kitapta , bir sonraki  sayfada kalıyor . Önceleri hüzünlü başlayan kitap satırlar akıp gittikçe sizi gülümsetmeye başlıyor . Julia’nın başardığını , mutlu ve sevgi dolu olduğunu okudukça mutlu oluyorsunuz . Ve sonu çok güzel bitiyor . (  Hatta bir son değil ikinci kitap için bence çok iyi bir başlangıç var ) .

Aile içi şiddete maruz kalan o kadar çok çocuk ve genç var ki … bir çoğu büyük travmalar geçirip hayata küsüyor , kimisi de Julia gibi hayata karşı dimdik durabiliyor ve bir çok şey başarabiliyor .

Bu kitap kesinlikle bir günışığı . ‘Bende yapabilirim , her şey bir gün çok güzel olacak ‘  dedirten bir kitap .

İyi ki yazmayı , paylaşmayı seven insanlar var .

(Visited 510 times, 1 visits today)
Yazar

Bir Cevap Yazın