IMG_2028

Tatil için bir kitap seçmeliydim ve ben onu seçtim . Okurken yaptığım seçimden dolayı kendimi bi fazla sevdim , bi aferim delisi yaptım .

Tatil için bir kitap seçmeliydim ; çünkü seçtiğim kitabı son durağımız Paris’te bırakmaya kararlıydım . Fransızlar bulsun , bu kim , yazarın başka kitapları var mı ? , Fransızcaya çevrilmiş mi ? çevrilmemişse ben çevireyim desinler diye özelikle genç, hevesli ve Türk bir yazar seçmek istedim .

Fulsen Türker’in ‘Garson ve Mutlu ‘ kitabı tam seçmem gereken tatil kitabıymış.  Kitabı alalı uzun zaman olmuştu ama okumak için bir türlü zaman olmamıştı. İyi ki de okumak için bu zamanı beklemişim .

Hani genç ve hevesli dedim ya işte Fulsen Türker tam bu tanıma uygun. OkuyanUs’un çok sevdiğim ‘dizüstü edebiyat’ serisinden kitap. Fuls ( kitap o kadar samimi ki yazardan bahsederken Fuls demek istedim ) ‘fulsyazıyor’  blogunun yazarı , zaten kitabın çıkış noktası blogunda yazdığı bir yazı … Yazdığı bu yazı çok kısa sürede çok fazla okuyucuya ulaşıyor ve sonra bir kitaba dönüşüyor. Yazmaya çok hevesli , çok sağlam bir kalemi var ….

Eğlenceli , keyifli , samimi bir kitaba …

Fulsen Türker cesur bir kadın . 32 yaşında kariyerinde emin adımlar ile ilerlerken bir anda  bütün kariyerinde ufak çaplı bir deprem yaşıyor. Bir işten çıkarılma , biraz hayal kırıklığı , biraz moral bozukluğu ve parasız ama halen dim dik ayakta durmaya çalışan ‘kendi başımın çaresine bakarım ‘ diyen cesur bir kadın .

Birbirinden farklı dört ayrı sektörde çok iyi pozisyonlarda , şık takım elbiseleri , topuklu ayakkabıları ile çalışırken bir anda işsiz kalıyor. İşsizlik parasızlığı getirince ruhunu sıkıştığı boş kahve (!)  kavanozundan çıkarmak için daha fazla zaman kaybetmeden – cv’niz veri bankamızda , biz uygun iş olunca size geri dönüş yapacağız ları daha fazla beklemeden- çalışmaya başlaması gerektiğini anlıyor ve hep gittiği kafenin camında asılı ‘eleman aranıyor’ ilanını değelendirmeye karar verince bütün hayatı değişiyor.

Üniversite yıllarında harçlığını çıkarmak için yaptığı garsonluğa yıllar sonra , iyi bir eğitim ve kariyerden sonra geri dönüyor. Başta bunu hazmedemiyor, kendini bu işe yabancı hissediyor. Hep iç sesi ona’ burada ne işin var Fulsen , müşteri olarak geldiğin bu kafede garson olarak ne işin var ‘ diyor . Ama işi bırakıpta gidemiyor. Mutlu çünkü … Buna hep başka bahaneler buluyor ; kirayı ödemeliyim , kedimin mamasını karşılamalıyım , bir kavanoz iyi kahve almalıyım derken bahaneleri bırakıyor ve mutlu olduğunun , daha huzurlu olduğunun farkına varmaya başlıyor.

Ve kitap  ‘geçiçi’ olarak başladığı işin etrafında dönüyor.  Devamlı gelen müşterileri, kısa sürede ailesi gibi olan iş arkadaşları , beni sürekli gülümseten iç sesi , eğlenceli müşteri analizleri , kafeyi çok daha iyi bir yer yapma planları, tam 10 yıl sonra kafede karşılaştığı eski aşkı , dedesi için hissettikleri , hepsi kitabın bütününü çok keyifli bir hale getiriyor. Garsonlara bakış açın bir anda değişiyor . Yani ‘bu yaşta bu iş yapılır mı ? ‘ bu kadar okuduktan sonra ne garsonluğu ‘ gibi  iç konuşmalar uçup gidiyor…

Oldum olası garsonlara kötü davranan insanlardan nefret ettim , kendini bir şey sanıp, garsonun onun emrine amade bir uşak olduğunu düşünen , nezaketten uzak kaba davranan  insanlardan … Kitabı okurken , Fulsen bu kaba insanlardan bahsederken onların bu kitabı ya da en azından o satırları okumasını çok istedim . Ne olursa olsun karşısındakinin kendisi gibi hatta belki ondan daha fazla  insan olduğunu , yaptığının bir meslek , para kazandıran ve çoğu kez mutlu hissettiren bir iş olduğunu öğrenebilmeleri için okumalarını isterdim …

IMG_2010        Bir sonraki sayfayı merak ettiğin , okumaya ara verip kitabın kapağını kapattığın zaman ‘ neler olacak  acaba ‘diye merak edip kitabı eline tekrar almak için sabırsızlandığın  kitap benim için iyi kitaptır.

‘Garson ve Mutlu‘ da benim için öyleydi  . Tatilin son durağında kitabı bitirmiş olmayı ve  bırakmayı kafama koyduğum için her fırsatta okudum. 1 sayfa , 2 satır , 3 kelime derken her yerde okudum . Hatta bir ara okuduğum son kelime nerede biterse kitabı orada bırakırım dedim .

IMG_2012  Fransızların her sokak arkası , avlusu , yol kenarı park olduğu için bir parkta bırakırım dedim başta . Çünkü en çok parklarda dinlenirken okuyordum .

IMG_2015

Ama park ve sokakları çok temiz olduğu (sigari izmaritlerini görmezden gelirsek)  için kitabı bırakırsam birinin onu çöpe atma ihtimalinden korktum . Kimsenin eline geçmeden çöpe gitmesi çok üzücü olurdu.

IMG_1982  Kitabın konusunun anlam ve önemini düşününce bir kafede unutmuş gibi yapıp çıkıp gitmek başta çok parlak bir fikir gibi gelsede daha sonra birilerinin arkamdan ‘is ku iz mi madam , kitabinizi unitiniz ‘ diye koşmasının kaçınılmaz olduğunu anladım.

IMG_2019

Metro ya da tren ya da başka bir toplu ulaşım aracında bıraksam ya da düşürmüş gibi yapsam , hiç bir toplu ulaşım aracını hatta hiçbir ulaşım aracını kullanmayıp her yere sürekli yürümüş olamamızdan ötürü bu da pek mümkün görünmüyordu .

Eee peki ben bu kitabı nasıl ve nereye bırakacağım derken kaldığımız otelin minik kitaplığı gözümün önünde belirdi.

IMG_2972‘Tamam’ dedim , ‘kitabın yerini buldun kızım’ dedim kendime … Otelden ayrılacağımız son sabah kahvaltıda kitabın iç kapaklarına serrafun.com yazıp (reklam reklamdır ) içinede ufak bir not kağıdı bırakıp ( tabiki nottaki her şeyi Türkçe yazdım 😀 ) kitaplığa sıkıştırdım .

IMG_2419   Doğal olarak kitaplıktaki tek Türkçe kitap ‘ Garson ve Mutlu’ ydu. Biliyorum kitap seven , kitaplık karıştırmayı seven birnin mutlaka dikkatini çekecek. Hemen googledan ‘Fulsen Türker’i aratacak..

IMG_2967

Hotel Basil‘in kitaplığında birileri onu görecek .

IMG_2418

Tamda ‘istanbul Passage”nin olduğu rafta … Birilerinin dikkatini çekecek….

Ve dikkatini çektiğim kişi okuyamasa da siz eğlenceli bir tatil ve yaz kitabı arıyorsanız siz bu kitabı okuyabilirsiniz….

sevgiler…

(Visited 444 times, 1 visits today)
Yazar

İşte bunlar hep can sıkıntısı

3 Yorum Var

  1. Ne tatlı bir yazı olmuş bu böyle. Acaba oradayken benim neden aklıma gelmemiş böyle bir şey yapmak, şaşkınlıktan herhalde:)
    Bizim kaldığımız otelde de böyle bir kitaplık vardı üstelik şimdi anımsadım.
    Bu arada kitabı diğer yerlere bırakamama durumlarını çok haklı buldum ve bayıldım:) Ama sanırım parkta bıraksan çöpe atmazlardı gibime de geldi. Ahh nasıl da güzel o parklar bahçeler. Şimdi okuyunca anılarım canlandı, mutlu mutlu gülümsedim.
    Değişik bir kitap ve ilgi çekici. Ben de insanların garsonlara, servis elemanlarına davranışlarını sevmiyorum. Burada şantiyede de kimi zaman karşılaşıyoruz deliriyorum. Okumam gereken bir kitapmış benim de.
    O ağacın altındaki bank şahane. Şimdi öyle bir yerde kuş sesleriyle birlikte kitabımın sayfalarını çevirmek güzel olurdu.
    İlgimi çekmeyen tek kare kruvasanlı olan sanırım:):) Ahhaaha içim dışım kruvasan oldu yahu o kadar bıktım ki. Ama ne kadar farklı olduklarını test etmek üzere Paris’te yemiştim:) Sadece bir defa o da..
    Keşke buralarda bir yerlerde ben de bulsam bir kitap. Acaba bir parka gidince bende mi bıraksam:) Cezayirlilerin de ne yapacağı belli olmaz ki:)
    Sevgiler

  2. Ne iyi yapmışsın sevgili serrafun,sayende hem bir yazar kesfettim,hem de kendi is hayatım isin bir ışık yaktım!kitabın yazarına gelince suratında ve kalbinde kocaman bir gülümsemeyle okumustur bu güzel postu!sevgiler!

  3. hemen bloguna baktım Fulsen’in, bayıldım! kitabı da ilk fırsatta alıyorum. teşekkür ederim canım :))

Bir Cevap Yazın