22831035581_9e01ac4800_z

22819829415_847cc40168_z

22819838865_0414023043_z

22197091964_09975aa2ab_z

22631849490_032964c5ca_z

22631859480_5aa2d488c6_z

22806321722_f8c8e3020e_z

22831003101_f3a649a20f_z

22806309372_d1817ebd94_z

22631824600_796f30c7ac_z

 

22197058814_0e496b0f2a_z

22401429897_26579f0a81_z

22197048024_2e64921611_z

22401433228_ba6ebef236_z

22401429418_59a1645bae_z

22197035774_cfd64b679a_z

22819775665_8d41b9eb6e_z

22793776106_89a0d82fef_z

22830954701_dab31ce9f0_z

22427594779_de9c5d83ed_z

 

22793757286_cdcc78eb9f_z

22830936331_77ffee648e_z

 

22401385668_0d6aca1252_z

 

22401377628_b0a864da49_z

22793731366_c84461c016_z

22427556669_0f19603d93_z

 

22427551989_0a67fe0d95_z

 

Günler günler önceydi. Bahçede ince bir triko ile durabileceğin sonbaharın ilk günleriydi. Biz 4 hanımefendi hiçte uzmanı olmadığımız İtalyan mutfağını denemeye karar vermiştik. Adamlar korkuyordu ,’bunlar bize ne yedirecek , Türk mutfağının , tarhana çorbasının suyumu çıkmıştı ki elin İtalyanının deniz mahsullü risottosuna kalmıştık’ bakışı ile etrafta dolaşıyorlardı. Remzi kendini sağlama almıştı , ‘Lazanyasını’ yapıp getirmişti. Mehmet bir yazını harcayarak yaptığı fırının başında sıcak terler döküyordu, inat etmişti ‘o fırın kolay yanmaz , hehehe’  diyen herkese inat o fırını yakacaktı ve en azından ekşi mayalı ekmeği pişirmeyi sağlayarak kendini güvenceye alacaktı, yavan mavan yerdi. En suskunu Bahadır’dı , belki en tedirgin olanı, kuru fasulye pilav olaydı, bu ne arkadaş yaa bakışı tüm gece gözlerinden gitmemişti … Fırat her bi şeye muhalefet olmak ile meşguldü, arada gelip ‘acıktık , ölüyoruz ya ‘ diye tehditler savuruyordu.

Kızlar mutlu ve şaşkındı , ‘şefim soğanlar hazır ,şimdi ne doğruyoruz ‘ diye soruyorlardı. Didem ısrarla ‘küp küp doğra işte’ kısmına takılıyordu , ‘ nasıl küp küp , küçük mü , büyük mü , bak orta boyda doğrayabilirim ‘ diye onlarca defa soruyordu . Ve her defasında umarsızca ‘doğra işte yeaa ‘ cevabına maruz kalıyordu.

Etrafta minnoş bir tatlış geziniyordu ama bu Buse değildi , Buse 2 yaş sendromu çekilişinden ‘çirkef ‘ i çekmişti ve babanesinin telefonundan bize ‘gelmeyin , beni almayın ‘diye bağırıyordu. Yapacak bi şey yoktu, kendi kaybetmişti ,avcı usulü tavuğu kaçırıyordu.Oyuncakları istila altındaydı Doğa güzelliği tarafından . Doğa huzurluydu çünkü  Buse çirkefi ortalıkta yoktu . Koca bahçe onundu …

Yemekler pişmiyordu, bir türlü pişmiyordu… Risottoya neler oluyordu kimse anlamıyordu, Zuhal sürekli soruyordu ‘ daha önce yapmıştın di mi ? ‘ ,Serra cevap veriyordu ‘ben bir risotto yaparım , hiç bir İtalyan öyle yapamaz ‘ diyordu , gerçekten öyle risotto yapan İtalyan iyi ki de yoktu. Yemekler pişmedikçe bahçeden , fırının başından homurtular yükseliyordu. ‘erkekler neden böyle aceebee ‘ muhabbeti çakırkeyif olmaya başlayan hanımların arasında iyice koyulaşıyordu.

Remzi lazanyasına çok güveniyordu, tuzu kuruydu , sürekli fotoğraf çekiyordu ama ‘böylede çek bi, ayy dahili flashla olmuyor anacım , flu bu fotoğraf , ben sana beni almadan çek ‘ demedim mi çirkefliklerinden ötürü son derece bunalıyordu. Ama fotoğrafçılık oynamaktan da vazgeçemiyordu.

Mehmet elinde fırın küreği ile beklemekteydi. O ‘ançüezli pizza’nın çıkmasını bekliyorum ‘desede Serra gerçeği biliyordu ve daha çok telaş yapıyordu , telaş yaptıkça yemekler daha da geçe kalıyordu. Bengi Su açlıktan rengi atmış ama halen son derece pozitif bir gülümseme  ile ‘olsun ya , ben tam İtalyan usulü tiramisu yaptım , ekmek bulamıyorsak onu yeriz ‘diyordu. Serra ‘panik yapmayın , bu kitaptaki tarifler en iyisi ‘ diyordu.

Ama aslında hepsi biliyordu masada ‘pate‘ nin olup olmaması önemli değildi, onlar dostluk şarabından içmişlerdi , aynı masada sadece kızarmış ekmek bile yemek güzeldi. Arkadaşlık güzel şeydi. Kahkahalarla , yarınlardan ümitle bahsederek , ‘bunu daha sık tekrarlamalıyız’ diyerek aynı masada saatlerce sohbet etmek bile güzeldi.

Zaten bu yazıyı blog sahibi neden yazmıştı ki ? Her geçen gün yalnızlaştığımız hayatlarımızda ‘anlaşabildiğiniz’  , ‘takım tutar gibi parti tutup siyaset yapmadığınız’ , çok gülüp çok konuştuğunuz , aynı masada olmaktan çok keyif aldığınız dostlarınız varsa onları sakın bırakmayın demek için yazmıştı bu yazıyı.

Pinterest , yemek kitapları ve baktığınız her yerden aldığınız ilham ile çok keyifli sofralar hazırlamak için , o sofraların baş köşesine dostlarınızı oturtmanız için yazdı.

Yoksa , tarif yok bişi yok, bildiğin sosyal medya aile albümü olmuş bu yazı …

Sevgiyle ve dostlarınız ile kalmanız dileğiyle..

 

 

(Visited 317 times, 1 visits today)
Yazar

İşte bunlar hep can sıkıntısı

8 Yorum Var

  1. Yaşasın enerjisi ile birbirini tamamlayan arkadaş grupları ♥ Bayıldım renklere, şarap içen güzel kadınlara, yemeklere, emek verilmiş fırına, içinde fesleğen olan konserve kutusuna. Ve size! Harikasınız! Nice keyifli sofralarınız olsun!

  2. çok güldüm okurken, Allah iyiliğinizi versin e mi ;DDD
    dostluğunuz daim, sofranız hep şenlikli olsun kuzum…

    • Ve hep beraber çok güzel sofralarımız olsun , beraber ürettiğimiz , güldüğümüz , anlattığımız 🙂

  3. Ben bu yayına bayıldım,fotoğraflar şahane,keyfiniz özendirici.,her şey çook güzelll

  4. Ne güzel ne keyifli bir yazı be eğlenceli bir akşam olmuş. Sen çok kreatif bir arkadaşsın. Üstelik bulaşıcı da sendeki bu kreatiflik:))

Bir Cevap Yazın