IMG_8154 (Large)

Başkomiser Nevzat ‘ ı çok özlemiştim , o da çıktı geldi . Kırlangıç Çığlığı ‘ nı okurken , bir hafta kadar hep Başkomiserim Nevzat ile birlikteydim . O , yıllar sonra tekrar ortaya çıkan ‘ Körebe’ adında , çocuk istismarcılarını öldüren bir katilin peşindeydi ekibi ile , ben de hemen arkalarında . Bütün ekip başta olmak üzere , yani Ali Komiser ve Kriminolog Zeynep , hepimiz aslında içten içe Körebe’nin yakalanmamasını istiyorduk . Ne kadar çok pisliği temizlese o kadar iyi diye düşünüyorsun ama sonra sonra Ahmet Ümit’cim yine araya bir cümle sokuşturuyor ve sen şiddete şiddetle karşılık verme isteğinden dolayı azıcık utanıyorsun …

‘ İnce düşünmekten vazgeçersin , anlamak yerine yargılamayı tercih edersin , mahkum etmeyi hatta yok etmeyi . Bu , en kolayıdır . Zor olan senin yaptığın , suçlu da olsa , kötü de olsa insanı anlamaya çalışmak . Asıl önemli olan bu . ÇÜNKÜ KÖTÜLER GİDER AMA KÖTÜLÜK KALIR . Eğer insanların neden kötülük yaptığını anlayamazsak , nasıl önlenir ki bu musibet ? ( s : 351 ) ‘

Başkomiser Nevzat’ın bu iç konuşması bile Ahmet Ümit’in bu kitabı neden yazdığını anlamamıza yetiyor . Ama sanırım bazı konularda insan bütün iyi niyetini , empati kabiliyetini kaybediyor . Mesela ben bütün kitabı hınç dolu okudum , aklıma hep son zamanlarda psikolojimizi allak bullak eden haberler geldi ve Başkomiser Nevzat olsaydım Körebe ‘ yi bulmak için değil saklamak için çalışırdım ( görevi kötüye kullanma 😬) .

Kırlangıç Çığlığı sadece çocuk istismarı konusunu değil Suriyeli mülteci çocukların kadersizliğini de gözümüze sokuyor , bazı cümleler tokat gibi çarpıyor . Aslında hepimiz onların neler yaşadığını duyuyor , biliyor ve hissediyoruz , ama bir romanın satırlarında okuyunca yine başa dönüp ‘gerçek’ olmadığına inandırıyoruz kendimizi . Maalesef savaştan kaçan o masum çocukları , burada ya da sığındıkları başka ülkelerde aç kurtlar bekliyor . Onların bedenlerini sömürmek için 🙁 Ciğerini , böbreğini ya da çocukluğunu almak için … Keşke okuduklarımın hepsi sadece romanın kurgusu olsaydı ama değil 🙁

Kırlangıç Çığlığı bir çok yönüyle klasik Ahmet Ümit polisiyesi . Ama bazı yönleriyle diğer kitaplardan farklı . Her zaman ki gibi sürükleyici ve heyecan vericiydi , ama bu defa işin içinde hiç yemek yoktu . ( Belkide konunun ağırlığından dolayı kimsede iştah kalmayacağındandır .) Kurgu her zaman olduğu gibi çok başarılıydı ama bu defa kurguyu ve gidişatını başlarda tahmin ettim , bi katili bulmayı beceremiyorum .

Sanki sonunu önceden tahmin etmeyelim diye , aralara sokuşturulan dialoglar ve olaylar biraz abartılı olmuş bu kitapta , ama biraz .

Açık ara , okumayı en sevdiğim Türk yazardır Ahmet Ümit . Agatha ; nın Anahtarı ‘ nı saymazsak hiç bir kitabını okurken sıkılmadım . Hatta dönem dönem ‘ Bu aralar Ahmet Ümit okumadım , boşluktayım . ‘ hissine kapılmışlığım bile vardır . Genellikle Ahmet Ümit okurken kendimi çok fazla kaptırıp bir anda Komiser Nevzatiye oluyorum ama ‘ Ben daha ilk sayfada katilin kim olduğunu tahmin etmiştim . ‘ cilerden olamıyorum . Son 30 sayfaya kadar herkesin , hatta kendimin bile katil olduğundan şüpheleniyorum da gerçek katilden şüphelenemeyorum . Belki bu yüzden her kitabın sonunda fazlasıyla şaşırıyorum . Tamam tamam ben de bir kitabında son 100 sayfa kala katili tahmin etmiştim , ama sadece tek kitapta .

Ahmet Ümit okumayı sevmem için onlarca sebep var ama mesela en sevdiğim şey  Ahmet Ümit’in tam bir gurme yazar olması .

Kitapların en can alıcı yerinde mutlaka muazzam bir yemeğin bahsi geçiyor . Üstelik bu yemeği çoğu kez bilindik bir restoran ya da bir şehirle pekiştiriyor . Mesela   Beyoğlu Rapsodisi ‘n de Selim bir görüşme için Paris’e gider ve görüşmeyi Nicholas Flamel ‘ in müze olan evinde gerçekleştirirler . Bu müze evin giriş katı Flamel Inn adında bir restorandır . Selim bu beyaz masa örtülü restoranda menüden soğan çorbası , dil balığı ve şarap seçer . Bende hemen Ece Zaim ‘ in açık mutfak kitabından soğan çorbası tarifini ve dil balığı tarifini seçtim 😜

IMG_7494 (Large)IMG_7508 (Large)

Şimdi ben bu satırları okur da nasıl mutfağa girip bu yemekleri denemem ya da Elveda Güzel Vatanım ‘da Selanik Böreğini okuyup nasıl gidip Selanik Börekçisi bulmam ( Selanik Böreği yapmak zor tabii ) ya da Patasana ‘ yı okuyupta Halaf ‘ ın tarifini verdiği , bahar aylarına çok uygun olan Şiveydiz ‘ i nasıl yapmadan durabilirdim ki . Duramadım , baharın gelmesiyle aramıza katılan taze sarımsağı kaptığım gibi bu lezzetli Antep yemeğini yaptım .

Patasana kitabını okuyanlar bilir , Ahmet Ümit kitapları içinde efsanedir . Kitabın konusu kısaca ; bir grup arkeolog Gaziantep yakınlarında ki antik Hitit kentinde kazı çalışması yapmaktadır . Kazı alanında tabletler bulmaya başlarlar , tabletlerin ortaya çıkışından sonra kazı alanının etrafında cinayetler işlenmeye başlar .

IMG_8834 (Large)

Tarifi işimi kolaylaştırması için sadece biraz gogılladım , ama tamamen kazı ekibinin yemeklerini yapan  Halaf ‘ ın tarifini yaptım ;

IMG_8847 (Large)

( Malzeme listesi tarifin sonunda )

” Önce parça etleri tencereye koyacaksın , yanlarına nohutta ekledikten sonra pişmeye bırakacaksın . Başparmağın ikinci boğumu büyüklüğünde kesilen taze soğan ve taze sarımsakları daha sonra tencereye atacaksın . Başka bir kapta süzülmüş yoğurda bir yumurta kırıp kaynatacak , kaynamış yoğurdu öteki tencereye aktararak karıştıracaksın , pişince de üzerine nane , haspir ve karabiber serperek tabaklara koyacaksın .”

Tarifi can kulağı ile dinleyen Teoman :

‘Haspir de neyin nesi ? diye sordu .

‘ Şu yemeğin üzerinde ki kırmızı otlar var ya . işte onlar haspir . Bedene güç , yemeğe lezzet verir . ‘ ” ( syf: 464 )

Malzeme listesi ( 4-6 kişilik )

– 750 gram dana haşlamalık (yarısı kemikli tarafından )

– 1 su bardağı nohut ( geceden bol tuz ile ıslatılmış )

– 1 bağ taze sarımsak ( yaklaşık 4-5 dal )

– 1 bağ taze soğan ( yaklaşık 4-5 dal )

– 2  su bardağı yoğurt ( süzgeçten geçirilmiş )

– 1 yumurta

– kuru nane

– haspir

IMG_8841 (Large)

Yapması son derece kolaydı . Mevsim geçişlerinde çoşan salgın hastalıklar için en lezzetli doğal antibiyotik deposuydu bizim için Şiveydiz . Sarımsaklar bitmeden yapın yapın yiyin 😬

Ben artık Ahmet Ümit ‘ ten sıkı bir yemek kitabı bekliyorum , sadece kitaplarında bahsi geçen yemeklerin tarifini verse yeter . Mesela Tatavla ‘ nın mezelerini anlatsa … Hadi bunları yazmadı , çocukluğunun Antep yemeklerini yazsa uzun bir süre çok satanların liste başı olur 😬

Evet evet Başkomiser Nevzat ‘ ımız artık emekli olup sevdiceği ile Tatavla ‘ nın mutfağında mezeler yaparak emekliliğin tadını çıkarmalı .

Yazar

1 Yorum Var

  1. Hayır ya, nasıl bitti yazı böyle pat diye? hani seri kitaplar alakasız bi yerde biter de diğer kitapları heyecanla beklersin ya, ben şu anda yazının devamını bekliyorum. Genelde polisiye sevmem ve Ahmet Ümit’e de sıcak bakmıyorum. (Al sana en büyüğünden önyargı!) ama bu yazı, en baba kitap eleştiri yazısından bile daha fazla merak uyandırdı bende Ümit’in kitaplarına.Bir de yemeği merak ettim tabi şimdi.

Bir Cevap Yazın