Otizm Kahramanları

Hepimizin hayatında dün gibi yaşanmış çok özel anlar vardır , benimde bir çok güzel anım var , Memo’yu ilk gördüğüm an , anne olduğum an , Teyze olduğum an … teyze olmak bambaşka bir şeymiş gerçekten , anne yarısı oluyormuş insan .

Benim için Asya ve Ali’nin yeri çok ayrıdır , onları uzun süre bekledik , başta anne ve babası sonra biz , gelmelerini çok istedik. Gelip hayatımızı değiştirmelerini , renklendirmelerini sabırsızlıkla bekledik . Ve bir gün onlar geldiler . Başlarda her şey çok güzeldi , mis kokulu iki minnoş altın top vardı evde . Her şey eğlenceliydi ama yavaş yavaş ablam biraz yorulmaya başladı , ablama yardım etmek için yanında olan annemde .

Yorgunluğun ardından teknoloji çağının getirdiği bir çözüm buldular , ekran . İkizler karınları annanelerinin yaptığı börek ve hamurla doyduktan sonra ellerine birer tablet yada telefon alıp takılıyorken! ablam ve annemde rahat bir nefes alıyordu !!! Yine her şey yolundayMIŞ gibiydi. Ama bize her geldiklerinde ikizlerin yerlerinde duramadığını , daha az söz dinlediğini , bizimle daha az iletişim kurduklarını farkediyorduk , özellikle Asya dış dünya ile kendini iletişime kapatmıştı. Göz teması yok , seslenince bakmıyorlardı. Buse bile ilgilerini çekemiyordu . Bir terslik olduğunu hissettik Mehmet’le , ben teyze olarak ‘ çok ekrana bakıyorlar ‘ dedim , çünkü başka türlüsünü kabul edemiyordum .

Sonra Mehmet bu konuda ısrarcı oldu , araştırdıklarını anlattı , Asya ‘Atipik Otizm’li olabilir ,bunu ablamla konuşmalısın’ dedi. Benim için bunu kabul etmek ilk başta çok zor oldu . ‘Ama’ ile başlayan bir çok bahane buldum , bir şeylerin yolunda olmadığının bir süredir farkında olmama rağmen. Konuyu bir şekilde ablama anlattım , benim için hayatımda ki en zor anlardan biriydi.

◦ Ablam her annenin vereceği tepkiyi vererek ‘ babasıda çok içine kapanıkmış çocukken’ gibi bahaneler ile durumu kabullenememe yoluna gitti. Ne olursa olsun kurt ablamın aklına girmişti ve dolanıp durmaya başlamıştı. Bir çok telefon görüşmesi yaptık iki kızkardeş ve ablam kısa süre sonra durumu kabullendi, bizim için ne yapılabilir ‘i konuşmak kolaylaştı. Hemen araştırmaya başladı . O zaman berbat bir şeyi fark etmeye başladık ; bu durumun ‘cocuğunuz otizmli’ demek için doktorların astronomik rakamlar istediği bir sektöre dönüştüğünü .

Bu tarif edemeyeceğim kadar kötü bir duyguydu. Üstelik bir çoğu ‘özel öğretmen ,oyun grubu , bir kaç ilaç , biraz ilgi’ gibi öneriler sunup ‘ Biliyorsunuz ki otizmin bir tedavisi yok , mümkün olduğu kadar ilerleme kaydetmeye çalışacağız ama maalesef tam iyileşme söz konusu değil’ minvalinde konuşmalar yapıyordu .

Düzenli olarak çok büyük paralar verip düzenli olarak doktora , oyun grubuna ve özel yetenek öğretmenine gitmeliydi Asya . Ablam bu duruma isyan etti , herkes SEKTÖRÜN en iyisini ( bir çoğumuz ebeveyn kitapları ile biliyoruz onu ) öneriyordu , vizite ücreti 4 yıl önce yaklaşık 2700 tl olan bir doktoru . Ablam buna şiddetle karşı çıktı , bu çemberin bir parçası olmayacağım dedi . Sonunda ablam bu işi umut tacirliğine dönüştürmemiş bir doktor buldu ve Asya’yı götürdü . Hepimizde halen bir umut ‘ kızımızın bir şeyi yok biraz içine kapanık’ı duymak vardı ama Asya ‘atipik otizm ‘ tanısı aldı . Ablam ilk başlarda öfkeli , kırgın ve şaşkındı . Bizim yapabileceğimiz fazla bir şey yoktu , ablamında . En fazla yapabileceği şey hemen ekranı hayatlarından çıkarmaktı , o da öyle yaptı.

İlk başlarda sudan çıkmış balık şaşkınlığından ablamda sistemin dışına çıkamadı ve doktor , özel öğretmen , oyun terapisine başladı . Doktorların dediği sanki doğruydu , bu kadar zahmete Asya’da ki değişim çok çok azdı . Belki sabırlı olması gerekiyordu ya da başka bir doktora , oyun terapistine gitmeliydi , hatta belki daha sık gitmeliydi , daha çok para bayılmalı , daha çok zaman kaybetmeli ve daha çok umut yitirmeliydi .

Ablam bir şeyler yapmak istiyordu , ömrünün sonuna kadar bu kısır döngü içinde ne kendi ne de Asya’mız sıkışıp kalsın istemiyordu . Daha çok okumaya , daha çok araştırmaya başladı . Bulduğumuz bütün kaynakları ablam hatim ediyordu. İlk başta yolu gaps diyeti ile kesişti . Bu diyet inanılmaz zor ve pahalıydı üstelik sürdürülebilir değildi . Ablam umudunu kaybetmek üzereydi ama yinede durmadı , araştırmaya devam etti ve bir gün karşısına rahmetli Prof. Dr. Ahmet Aydın ‘ın “ Otizme Çözüm Var” kitabı çıktı . İdealist bir doktor olan Ahmet Hoca ablam için mağaranın sonundaki ışık oldu , o ışığı takip edip aydınlığa çıkacağını biliyordu ve Ahmet Hocanın ışığında yürümeye başladı . Okuyup öğrendikleri onu hayrete düşürüyordu , ‘genetik’ bir rahatsızlık, iyileşme şansı yok ! diyerek geçiştirilen otizmin sebebini öğrendikçe “yeni nesil tıp”tan soğumaya başlamıştı , ağır metalin vücutta birikmesi ile olabilecekleri Ahmet Hoca sayesinde öğrenmişti-K . Ahmet hocanın tedavi yöntemi büyük oranda iyileşme sağlıyordu ama ağır metalin vücuttan tamamen atılması için bir çözüm bulamıyordu , ağır metal vücuttan atılamadığı için otizmli birey tam olarak ‘normal çocuklar’ gibi olamıyordu bu da ‘ ee noldu ya Ahmet hoca , bal çocuk iyileşmemiş demek ki gıdayla alakası yokmuş ‘ diyenlerin ekmeğine ballı – yağ sürüyordu . Ahmet hocanın ömrü ağır metalin vücuttan nasıl tamamen atılabileceğini görmeye vefa etmedi belki ama eminim fahri hastası Asya’yı tanısaydı meslektaşlarından linç yemesine sebep olan onu hedef tahtasına koyan tezlerinin ne kadar doğru olduğunu tıp camiasına kanıtlardı.

Ablam Ahmet Hoca sayesinde içinde bulunduğu karanlık mağaradan çıkmıştı , ama kafasını gökyüzüne kaldırdığında mavilikleri kapatan gri bulutlar vardı. Ne yapıp ne edip o bulutları aralamalı ve pırıl pırıl gökyüzünü Asya’ma göstermeliydi. Araştırmaya devam etti , her tanıdığı insanla bir gri bulut yok oluveriyordu . Ama yeterli değildi . Ta ki ablamın karşısına Medical Medium çıkana kadar . Kimdi ki bu adam ? Doktor bile değildi ,otizmin beslenme ve doğadan gelen şifalarla iyileşebileceğini anlatıp savunuyordu. İnanılmaz bilgiler paylaşıyordu . Kereviz sapı suyu falan diyordu , yoksa gerçekten modern tıbbı din kabul edenler haklı mıydı ? Bu adam bir şarlatan mıydı ? Ama neden olsun ki , bizi ilaçlara , fahiş fiyatlı doktorlara bağımlı hale getirmiyordu olsa olsa kereviz sapı ve yaban mersini lobisine hizmet ediyordu🤪 bir şansı hakkediyordu . Ablam ilk gönderisinden başlayıp tüm paylaşımlarını okudu , kitaplarına ulaştı ve hepsini hatmetti . Sonuç olarak anladı ki “ hayatlarında köklü bir değişim yapmalılar , böylece şifa yoluna girdiler . ‘Olmaz , hayatta yapamazsın , sen vermesen başka biri verecek , dışarda ne yediğini biliyor musun sanki ? Yazık ya bir çikolata yemeden büyüyen çocuk mu olur ? Çocuk ağlayınca dayamazsın, bu çocuklar açççç aç’ ların hepsine kulak tıkadı . Bugünün şartları için uygulaması imkansıza yakın bir beslenme düzenli yaşama geçtiler .

Medical Medium’un tarifleri ile Asya’da kısa sürede fark edilebilir değişiklikler olmaya başlamıştı . Bize her geldiklerinde Asya biraz daha az ‘farklıydı’ . Ablam hiç durmadan yeni bilgiler öğreniyordu ve çok büyük bir kararlılık ile bunları uyguluyordu. Hiç bir zaman vazgeçmedi , bırakmadı , yelkenleri suya indirmedi , bir parça çikolatadan bir şey olmaz demeden , hiç fire vermeden bu düzeni oturturdu. Gluten, şeker , tahıl , süt ürünleri , işlenmiş paketli hiç şeyi evine sokmadı halen sokmuyor . ‘Eee ne yerler ne içerler , geriye ne kaldı ‘ dediğinizi duyuyorum , inanın çok daha fazlası kalıyor , çılgınca meyve ve sebze tüketiyorlar , bakliyatın her türlüsünü bolca yiyor etten geri kalmıyorlar . İnanın insan tatlı yada ekmek yemediği için ölmüyor 🤪 ‘ Aaa yumurta yemeden olur mu? , yoğurt şart bi kere , benim çocuk hayatta brokoli yemez nasıl yedircem ? Ayy her yer renkli, cicili ambalajlı ürünlerle dolu , çocuğun canı çekicek nasıl almıyım şimdi! ‘ leri bir kenara bırakın , ablam bütün ‘ama’ ları çürüttü ve çürütmeye devam ediyor , kararlı olunca her şey yoluna giriyor . Mesela sık sık ablama ‘ diyeti ne zaman bırakacaklar ?’ sorusu geliyor , “hiç bir zaman “ çünkü bu bir diyet değil ,başta benim küçük kahramanlarımın alıştığı bir düzen . Küçük kahramanlarım diyorum çünkü parkta , bahçede, okulda sırada yanında abidik kubidik abur cuburlar tüketenlere rağmen, bakkal vitrinlerinden , market raflarından , kitapçı kasalarından hatta okul kantinlerinde fırlayan bu yaşımda beni bile cezbeden paketli gıdalara karşı koydukları için , bu yaşta iradelerine bu kadar hakim olabildikleri için benim minik kahramanlarım onlar . Canları istemiyor mu ? Tabii ki istiyor , o berbat şeylerin tadını merak ediyorlar ama her ikiside bunların onlara nasıl zarar verdiğinin bilecek kadar bilgi birikimine sahip oldular .

Ve sonunda Asya tanıdan tamamen çıktı , kendi başına okuma yazmayı söktü , matematik işlemlerini çok güzel yapmaya başladı , motor becerileri çok gelişti , ve ( benim kızlarla bir araya geldiklerinde ) her şeyi en erken o anlıyor 😬 , görsel hafızası ve olayları bir birine bağlama yeteneğine ben kendi adıma hayranım , gerçekten hiç otizm tanısı almamış gibi , hatta bir çok insan ablama ‘ demek ki otizm değildi yoksa iyileşemezdi !’ ‘Bence ağır değildi , yoksa 2 ekmek yemedi diye nereye iyileşecek ya’ dedi. Ama Asya otizmliydi ve evet HENÜZ ağır değildi , erken fark edildi ve ablam insan üstü bir çaba gösterdi . Kolay olmadı , çok yalnız , çok güçsüz ve umutsuz hissetti , çok zorlandı ama başardı . Yazarken kolay olsada yaşanırken çok zordu , biliyorum .

Sadece Asya’yı iyileştirmek için gösterdiği çaba bile ona hayran olmama yeter . Eğer otizmli bir meleğin ebeveyniyseniz asla ‘ çocuğunuz iyileşmez , biraz düzelme olur ama fazlasını beklemeyin’ laflarına kulak asmayın , çünkü hiç biri gerçek değil . Ben canlı şahidiyim .

Sadece biraz fazla çaba . Sizce buna değmez mi ?

(Visited 462 times, 1 visits today)
Yazar

Bir Cevap Yazın