Zaman ayırıp okuyabildiğim her kitabın bu kadar başarılı olmasını isterdim . Özgün , yaratıcı ve şaşırtıcı …

Jostein Gaarder çok başka bir yazar , kendisi ile tanışıklığım lise yıllarına dayanır ; ‘ Sofie ‘nin dünyası ‘ ömrü hayatımda 2 kez okuduğum , uzun metrajlı tek kitaptır . Ama ‘ Sofie’nin dünyası’ndan sonra Jostein beyin başka kitabını okumamışım. Arayı çok fazla açmışım . Yıllar sonra aynı hayal dünyasının sahibinin kalemiyle buluşmak için muhteşem bir kitap seçmişim .

‘ Sirk Müdürünün Kızı ‘ tam manasıyla on numara beş yıldız bir kitap , hani şu özgünlüğünden dolayı ‘  keşke benim aklıma gelseydi , ben yazsaydım ‘ dedirten kitaplar varya işte o kitaplardan .

Petter son derece hayalperest bir çocuktur , oyuna katılmak yerine dışardan izlemeyi ve hayal kurmayı tercih eden sıradışı bir çocuk . Uçsuz bucaksız bir hayal gücüne sahip ve bunun fazlasıyla farkında . İlk gençlik yıllarında annesini kaybeder Petter , babası ile  hiç bir zaman sıcak bir ilişkisi olmamıştır . Annesinin ölmünden sonra babası evi ona bırakarak kendine ayrı bir ev tutar . Arasıra görüşmeye devam ederler ve babası onsekiz yaşına kadar ona harçlık vermeye devam edeceğini söyler . Petter bu durumdan fazlasıyla memnundur , onun yaşında kendi dairesinde yalnız yaşayan çok az insan vardır .

Petter üniversite eğitiminide yarım bırakır ve her gün başka bir kızla , yalnız yaşadığı dairesinde ‘takılır’ . Karşısına Maria çıkana kadar uzun vadeli  bir ilişkisi olmaz .

Artık günlerinin büyük çoğunluğunu Maria ile geçirir. Maria ‘ya kendi yazdığı hikayeleri anlatır  sık sık ve Maria bu hikayelerle büyülenir . Her şey çok yolunda giderken bir gün Maria ayrılmak ister ve sonra bir anda kaybolur . Tekrar ortaya çıktığında Petter’ dan hamile kalmak istiyordur. Sadece hamile kalmak … Doğurmak istediği çocuğun Petter’ a benzemesini istediği için . Ama Petter’ın bir daha onu ve olabilecek çocuklarını bir daha asla görmemesini ister.  Bu kafasına göre yaşayan Petter için harika bir fikirdir . Baba olacak ama hiç bir sorumluluk taşımayacak . Sözünde durur . Maria hamile kalır ve yine izini tamamen kaybettirir .

Babası maddi desteği bırakınca Petter para kazanmak için hayal dünyasını kullanır . Kendisi bir roman yazmak istemeyen ve yazar olmak istemeyen Petter’ın aklından hergün onlarca roman konusu geçmektedir . Petter bu hayal gücü ürünlerini tozlu raflarda saklamak istemez ve paraya çevirmeye karar verir . Yazmak isteyen ama konu bulamayan yazarlara roman ve hikaye konusu satmaya başlar ve bu işten kısa zamanda hatrı sayılır bir servet elde eder. Ve olaylar gelişmeye başlar .

Kitabı sonunda sizi  ‘yok artık ‘ dedirten bir son bekliyor.

Başta yazarımız Jostein Gaarder’in hayal gücüne hayran kaldım , sonra kitap içine çekince Jostein’i unutup kahramanımız Petter’in hayal gücüne hayran kaldım . Yazdığı uçuk hikayelere bayıldım , hepsini uzun bir roman olarak okumayı isterdim . Özellikle ‘satranç oyuncusu’ hikayesi çok muazzamdı . Mesela filmi olsa gişe rekoru kırardı 😬

Petter’in yazar olmak istemesinin çok geçerli ve biraz hüzünlü bir sebebi var .

Kitabın sonlarına yaklaştıkça beni nasıl bir son beklediğini tahmin ediyordum ama bu kadar  sert bir sonu kesinlikle  beklemiyordum . Bittiği için üzüldüğüm kitaplardan oldu . Petter’in hayal gücünün ürünü hikayelerini okumak büyük zevkti .

‘ Sirk müdürünün kızı ‘ nı es geçmeyin mutlaka okuyun .

Yazar

1 Yorum Var

Bir Cevap Yazın