IMG_1158

Bozcaada’da  yer bildirimi yapmanın  ,  penceresinin kenarları kırmızı desenli butiğin  önünde poz vermenin , 500 çeşit reçelin fotoğrafını çekip ‘ ayy harika bir yerdeyiz, kahvaltı şahane  ‘ yazmanın en popüler olduğu döneme girmiş bulunmaktayız .

Bence bu zamanlarda Bozcaada’dan uzak durmakta fayda  var . Zira tamda bu zamanlarda belediye tarafından yapılan ‘ Ada’da konaklayacak hiç yer kalmamıştır, restoranlarda fazladan 1 dilim ekmek bile bulunmamaktadır , lütfen günü birlik ziyaretçilerimiz son vapur ile geldiklere yere dönsünler ‘ anonsunu duyabilirsiniz  (şaka değil) .

Eğer bu sevimli , minik Ada’yı daha önce hiç görmediyseniz ve gidip görmek planlarınız arasındaysa , hayal kırıklığına uğramamak için ve gerçekten Bozcaada’nın ruhunu hissedebilmek için okulların açıldığı , bağ bozumunun olduğu eylülde gidin Ada’ya .

İlla şenliklere , festivallere denk getirmenize gerek yok üstelik , bağ bozum zamanına denk gelseniz bile yeter. O akşam üzeri tatlı tatlı esen meltemi hissedersiniz yanaklarınızda , o rüzgar hafif hafif estikçe burnunuza yeni toplanış üzümlerin ve şıralarının kokusu gelir. Oturacak en güzel mekanı bulursunuz , öyle mekan sahibine yalvaran gözlerle ‘ bi köşede bize de yer ayarla be abim’   bakışı atmadan istediğiniz masaya oturursunuz. Ara sokaklarda selfie çeken insanlardan çok salçasını yapan ada’lı teyzeler ile göz göze gelirsiniz. Sezonda orada olup ‘ yok artık ya, bi bez çantaya bu para istenir mi ? ‘ diyenlerden olmayıp aynı çantayı yarı fiyatına  alırsınız. Çiçek pastanesinin önünde saatlerce  sıra beklemezsiniz , fırınlarından yeni çıkmış ekmeği , mis gibi kokan damla sakızı kurabiyesini alır mutlu mesut gezmeye devam edersiniz. Arabalı iseniz rezervasyona rağmen feribot kuyruğunda  saatler geçirmek yerine Polente’de güneşi batırır yola öyle koyulursunuz.

Bence Bozcaada’ya eylülde gidin . Hatta merkezden uzak bir bağ evinde kalın . Hatta gidin Talay Bağ Evi’nde kalın .

IMG_0998

Biz Çanakkale’de yaşamanın avantajını kullanıp ramazan ayına girmeden önce ki son hafta sonu için gitmeye karar verdik. Özellikle Mehmet’in iş durumu bu gibi zamanlarda  1 gün önce kesinleştiği için bende kalacağımız yeri ayarlamayı son güne bıraktım . Yani illa ki boş yer vardır Ada’da dedim , dedim ama yokmuş. ‘Ayy zaten kalacağımız 1 gece ,butik gibi bir otelde kalsak ya , şöyle eski bir Rum evi mesela ‘ tribine girdiğim için hep o tarz yerlere baktım . Biraz afilli odası olan ‘butik otellerin ‘ 1 gecelik oda fiyatlarını görünce gözlerime inanamadım. Bozcada’ya ne oldu böyle derken fiyatları biraz daha makul 4 ayrı otel buldum. Teker teker aramaya başladım. Allah’ım , bu nasıl bir kibirdir; nasıl denk getirdiysem hep ‘önce İstanbul’un keşmekeşinden sıkılıp adaya yerleşen , sonra da  orada ki sessizlikten sıkılıp yerleştiği evi otele çeviren ‘ otel sahiplerini buldum .

Daha ‘cumartesi boş’ derken cümlemi ile tamamlamadan ‘hayır yok’ deyip telefonu çat diye kapatandan , oteline koyduğu afilli ama Türkçe’de telaffuz etmesi gayet zor olan  ismi telefonda doğru telaffuz edemediğimde (sadece 1 harfi eksik söyledim )  daha merhaba demeden gayet ukala bir şekilde bana doğrusunu  öğretmeye kalkandan ve ‘ahh güzelim bizim otelin odaları aylar öncesinden rezerve ediliyor, çok geç kalmışsınız, seneye daha erken davranın ‘diye akıl verenden sonra o kadar soğudum ki Ada’ya gitme fikrinden tam vazgeçmişken  ‘Talay Bağ Evi‘ni fark ettim . Bağların içinde , Ayazma plajına 5 dakika uzaklıkta ki bağ evini.

Hemen aradım . 4 olumsuz ve kendini beğenmiş telefon görüşmesinden sonra  ‘boş odanız var mı ‘diye sorduğumda  ‘ Bi kere o Talay değil tala^y  , ayrıca boş odamız yok bizim odalarımız 5 yıl önceden  rezerve edildi , geç kaldınız ‘ cevabını beklerken gayet sıcak bir ses ( hatta bir an tanıdık birini aradım sandım ) ‘ tabii ki de var ‘ dedi . Nasıl neşeli ses, nasıl kibar ve içten konuşuyor,bende bir sevinç;  sanki odayı üzerime yapacak o kadar enerjim yükseldi. Fiyat  sormadım bile ‘tamam yarın geliyoruz ‘ dedim . Nasıl geleceğimizden , bebeğimiz var mı ya kadar her şeyi sordu . ‘Ona göre hazırlanalım ‘ dedi…

Bir an önce Bozcaada’ya gidip , kalacağımız yeri yakından görüp bu tatlı kadınla; Zehra Talay ile tanışmak istedim .

Ve ertesi gün bisikletlerimizi arabamızın arkasına yerleştirip Bozcaada’ya doğru yola koyulduk. Adaya , özellikle de kalabalık dönemlerde araba ile gitmek tam bir eziyet olduğu için arabamızı feribot iskelesinin yanında bulunan otoparka bırakarak , sırt çantalarımızı alıp bisikletlerimize atlayıp feribota bindik . Kesinlikle ada içinde  en iyi ulaşım aracı bisiklet ve motosiklet(dilerseniz Ada’da motor ve bisiklet kiralayan firmalar ile görüşebilirsiniz.) Böylece adaya ayak basar basmaz dönüş için feribota rezervasyon yaptırmaktan ve rezervasyona rağmen saatlerce kuyrukta beklemekten kurtulmuş olduk.

Ve 2 günlük bağ evi tatilimiz başladı.

IMG_1088

IMG_1085

IMG_1028

IMG_1027

IMG_1029

Talay Bağ evi ile feribot arası 8 km. Yol boyunca bakımlı , yemyeşil  bağlar ve içlerindeki taş evleri eşlik ediyor size.  Bisiklet ile gidince ara yollardan , çamlığın ve bağların içinden geçerek gidiyorsunuz , ki bu Bozcaada’yı daha çok sevdiriyor. Biz tam yanlış yola girip kaybolduğumuzu düşünürken bağ evi bir anda karşımıza çıktı.

Uzun ince , tek katlı taş bir yapı.Bir birine bitişik 4 oda. Her kapının önünde lavantalar ve minik masalar. Etrafta başka hiç bir ev yok, göz alabildiğince bağ. Mis gibi bir hava , sakin sessiz…. Tam Bozcaada ruhu…

Kapının önünde Zehra Hanım bizi bekliyordu. İçten gülümsemesiyle kızına sarılır gibi sarıldı bana . Abartmıyorum ,öyle sarılıp ‘hoşgeldiniz çocuklar ‘ dediğinde  gerçekten kendimi çok yakın bir tanıdığımızın evine misafir olarak gelmiş gibi hissettim .  Bir süre aynı samimiyetle sohbet ettik , sonra bize odamızı gösterdi ve ‘ ben artık gidiyorum çocuklar ,bitişik odanızda bir ailemiz daha var ama sabah çok erken gidecekler ,kahvaltıda baş başayız , ‘ dedi ve gitti. Biz üçümüz, bide ağustos böcekleri , yıldızların altında başbaşa  kaldık.

IMG_0881

IMG_1080

IMG_1073

Bağların ortasında bir taş bina . Etrafta ışık bile yoktu. İyi ki de yoktu ; gökyüzünü ve yıldızları o kadar net ve güzel görmeyeli çok uzun zaman olmuştu.

Akşam yemeği için  bağ evine 10 dakika yürüme mesafesinde olan Ayazma plajında ki ‘Vahit’in yeri ‘ ne gittik. Lezzetli  mezeler ve güzel bir balık söyledikten sonra Mehmet Buse’nin sütü olmadığını hatırladı ( her tatilde illa ki unutuyorum ) ve tek bir sokak lambasının olmadığı 8 km+ 8 km=16 km’lik yolu tek başına ‘Yusuf Yusuf ‘ diyerek bisiklet tepesinde alıp , süte ulaşarak  tatilin kahraman babası olmaya hak kazandı.

Buse mis gibi Bozcaada akşamına daha fazla dayanamayıp uyuyakalınca gece 1 de bisikletleri Vahit’in Yeri’nde bırakıp , zifiri karanlıkta odamıza yürüdük.Bu arada ki yolda  ben kendi gölgemden bile korken tek tesellimiz ‘yıldızlar ne kadar güzel görünüyor ama ya di mi ‘y di.

İnanılmaz dinlendirici bir uykudan sonra sabah horoz ve keçi sesi ile uyandık. En mutlu uyanan Buse oldu. Keçi sesini duyunca mutluluktan delirdi. Zaten odanın kapısının açılır açılmaz bahçeye çıkıyor olması onu kalbinden vurmuştu birde keçi , horoz sesi duyunca kendinden geçti.

Zehra Hanım ve  annesi ile çoktan gelmiş bizim için gerçekten ‘ organik ‘ bir Ada kahvaltısı hazırlamıştı.

IMG_0902

IMG_0901

IMG_0903

IMG_0905

Ada bol reçelli kahvaltıları ile meşhur olsa da , ben reçel delisi olarak o kadar reçel içinden sadece 2 ya da 3 çeşit tadabiliyorum her defasında , çünkü hem yerim kalmıyor hemde zaten 3. çeşitten sonra tatlar bir birne karışmaya başlıyordu. Allahtan bu defa reçel olayı abartılmamıştı.4 muazzam reçelin tadını doya doya aldım . Zaten o çok lezzetli peynirler ve Zehra hanımın bizim için taze yaptığı tahinli kurabiyeler , taze yumurtalı omlet değilde kahvaltı sohbetimizdi ağzımızı tadlandıran . Kendisi kadar içten ve samimi annesi de bize eşlik edince bağların içinde konumlandırılmış kahvaltı ‘bahçesi’nde ki kahvaltımız günün en güzel öğünü oldu.

IMG_1032

IMG_1039

IMG_0907

IMG_0922

Kahvaltıdan sonra 10 dakikada Ayazma plajına indik. 2 şezlong 1 şemsiyeye 20 tl verdikten sonra Pelin Su ve Berke Can’ın plajda  tanıştıkları diğer İstanbullulara verdiği ‘yaz kış burada yaşanır,İstanbul’dan bıktık yaniii, ekşi mayalı ekmeğe bayıldık , sıra varmış alamadık ama tattık, 3 ay sonrası içinde adımızı yazdırdık sizde acele edin bizce yaniii,  yok böyle bişiiii ‘ konulu sempozyumlarını  dinledikten sonra buz gibi soğuk ayazma suyuna kendimizi bırakıp serinledik.

Aaaa bu arada Bozcada’nın kışını bilen , kalan ve bir kalışında feribotta lodosa yakalanan biri olarak , emekli olunca Ada’da yaz kış yaşarım diyenler için  net bir bilgi vereyim ; , yaşayamazsınız. Onun için emeklilik planlarınızı başka yer üzerinden yapın . Hem ada çok pahalı, 2 tl’lik Algida kornet 5 tl , yarın öbür gün torun gelecek ziyaretine  , bunu da hesap et .

IMG_0958

IMG_0993

IMG_1012

IMG_1067

IMG_1066

Bağ evini o kadar çok sevdik ki ayrılmak çok zor oldu . Özellikle Buse sürekli açıp , kapattığı kapıyı bırakıp gitmeyi hiç istemedi. Çok ama çok zor ikna oldu.

IMG_1019

Şimdi tekrar bisiklete atlayıp yollara düşme zamanıydı….

IMG_1025

 

IMG_1075

Zehra hanım bisikleti olmayanlar için harika bir şey yapmış ve hemen atlayıp tüm adayı gezebileceğiniz bisikletler koymuş kapının önüne . (Evet kabul, tüm ada çok ütopik ama en azından plaja gidersiniz.) Hatta kaskına kadar düşünmüş .

Yani sadece bunun için bile ‘Talay Bağ Evi’ çok iyi bir tercih sebebi tabi ama kendinizi ‘teyzemin yazlığına geldim , keçileri bile var ‘ gibi hissetmek istiyorsanız  Talay Bağ Evlerini liste başına koyun .

IMG_1196

IMG_1191

IMG_1185

IMG_1180

IMG_1179

IMG_1173

IMG_1153

IMG_1143

IMG_1137

IMG_1209

Kalabalıkta olsa , haddinden fazla pahalı da olsa , suyu buz gibi de olsa, kargasıyla , kedisiyle , esnafıyla , Ada halkıyla  Bozcaada bir cennet . Ve umarım bu hızlı tüketim toplumumuzda Bozcaada’yı da tüketip harcamayız.

(Visited 559 times, 1 visits today)
Yazar

İşte bunlar hep can sıkıntısı

4 Yorum Var

  1. Yakın bir arkadaşımın tayini Bozcaada’ya çıktı 🙂 Pek sevindik hep beraber, en azından bu meşhur kalabalığı es geçecek yaz aylarında. Tadını çıkarabilecek. E tabi biz de 🙂 Bu sene umarım artık o acı kahvemizi içeriz Serram. Yazı ve fotoğraflar harika, aksi mümkün değil artık bu blogta 🙂 Var ol!

    • neeeeeeee , sen ciddi misin ? ayy en güzel zamanlarını göreceksin Bozcaada’nın , Mutlaka denk gelmeliyiz , mutlaka ..

  2. Ağzına yüreğine sağlık serra.kızın busen de çok tatlı.çok akıcı içten samimi anlatımında bir çırpıda okudum yazılarını.bu yazılarını değerlendir .çok öpüyorum.

Bir Cevap Yazın