IMG_5910 (Large)

Mucizelere tanık olmayı sever misiniz ?

Böyle sorulduğunda insan akla hayale gelmeyecek mucizeleri geçiriyor aklından değil mi ? Ama aslında nefes aldığımız her an bir mucize gerçekleşiyor ve biz buna farkında olmadan olsa da tanık oluyoruz .

IMG_9031 (Large)

Farkında olabildiklerimiz ise büyük şans ; bir bebeği dünyaya getirmek , bir bitkinin çiçek açtığını görmek , yağmurdan sonra çıkan gökkuşağı … Basit görünen ama aslında bir mucize olan o kadar çok şey var ki hayatımızda .

Benim için minicik bir tohumdan kucak dolusu ürün almak bir mucize . Serin bir yaz sabahı yediğim domatesin tabakta kalan çekirdeğinin bütün bir kış usulca bahardaki uyanışını beklemesi benim için bir mucize . Bu mucizenin her aşamasına tanık olmak benim için bir çok büyük şans .

IMG_5898 (Large)

 

Düşünsenize ; afiyetle yediğiniz domatesin bir tanecik çekirdeğini alıp saklıyorsunuz ve havalar ısınmaya , doğa uyanmaya başladığı zaman biraz su ile onu uyandırıyorsunuz . Sonra olması gerektiği yerle , toprakla buluşturuyorsunuz .

IMG_4227 (Large)

Bir gün bir bakmışsınız minicik , yeşil bir filiz toprağı deli göğe doğru yükseliyor . Tek yaprakla başlayan yolculuğu , iki , üç dört yaprak derken minik bir çiçekle devam ediyor . Sonra o çiçek ‘benim görevim tamam , artık gidebilirim ‘ diyor ve yerini yeşil , sert minik bir meyveye bırakıyor . Siz her gün bu mucizeyi izlemeye devam ediyorsunuz . Bir gün o minicik tohumun size onlarca , kırmızı , iri ve lezzetli meyveler ( domates aslında bir meyvedir ) verdiğine şahit oluyorsunuz .

IMG_4282 (Large)

IMG_4347 (Large)

IMG_5908 (Large)

IMG_5921 (Large)

Ben bu mucizeye tanık olduğumdan beri severek yediğim , yerli tohumlu bütün sebze ve meyvelerin tohumunu ( çekirdeğini ) bir sonraki doğa uyanışı mevsimi için tohum sandığımda saklıyorum . Mart ayı geldiği zaman , özenle sakladığım bu tohumları 1-2 gün ıslak iki peçete arasında bekletiyorum ve sonra yumurta kabı , karton bardak gibi minik alanlarda hazırladığım torf toprağına çok yüzeysel olarak bırakıyorum . Üzerinde olan toprak katmanı mümkün olduğu kadar ince oluyor . Filizlenen tohumlarımı , sebze ya da meyvenin isteği doğrultusunda ( rüzgar , güneş , gölge , kumlu toprak gibi ) son büyüme yerine şaşırtıyorum , yani dikiyorum . Son büyüme yeri için ben minik bir tarlaya sahip olacak kadar şanslıyım . Ama biliyorum ki hepimizin böyle bir imkanı yok , balkonda yetiştirmek için maalesef her sebze meyve uygun olamıyor ama alternatif bir çok sebze var . Mesela iri , kırmızı domatesi balkonda , saksı içinde çok zor ve zahmetli , ama  kiraz domates daha kolay yetişebiliyor . Süs biberi , soğan , sarımsak , ıspanak , limon ve neredeyse bütün yeşilliklerle , bir çok aromatik bitkiyi balkonda kolayca yetiştirebilirsiniz . Balkonunuzda her gün bir mucizeye tanık olmak için ihtiyacınız olanlar , derin ve drenajı iyi bir saksı , temiz ve saf bir tohum ( ya da fide ) ve birazcık sabır . Sonrası mutluluk .

IMG_6282 (Large)

Önümüzde ki bir kaç yıl sonrası için en büyük hayallerimden biri Buse ve Gülce’nin küçük bir parsel toprağının olması – bundan kastım kocaman bir tarla ya da bir bahçe değil 1 m ‘ye 1 m ‘ lik minik sebze tarhları – ve bu toprak parçasına tamamen kendi başlarına ve kendi istekleri ile bir şeyler dikmeleri . Bunun için Buse’ye şimdiden toprağı sevdirmeye çalışıyorum . Kapalı mekanlarda top havuzunda zıplamaya alışmış , bütün gün aktivite yapan ve topraktan bu kadar uzak kalmış bir nesil için sanırım ilk başta pek kolay olmayacak ama iyi kitaplar iyi ki varlar ; Tohumun Rüyası gibi …

IMG_6287 (Large)

Bir çocuk kitabı , hatta okul öncesi kitabı . Kısacık cümleler , net anlatımlar  … Ama biri bana ‘ seni en çok etkileyen kitap hangisi ‘ diye sorsa Tohumun Rüyası derdim . Bir çocuğa , doğanın  mucizesi ancak bu kadar anlaşılır ve bu kadar naif anlatılabilirdi . Minik bir tohumun filizlenene kadar geçirdiği aşamaları kitap çok güzel anlatıyor , kısa , öz ve şiirsel . Çizimler çok duru , direk anlatılmak istenene odaklıyor . Hiç yorulmadan , sıkılmadan defalarca okunacak kadar güzel bir kitap . Bir çocuk Tohumun Rüyası ‘nı dinleyerek uykuya dalıyorsa gerçekten şanslı bir çocuk 🙂

IMG_6289 (Large)

IMG_6291 (Large)

IMG_6292 (Large)

IMG_6293 (Large)

IMG_6295 (Large)

 

Buse kitabı o kadar çok seviyor ki , ona önceden çimlendirdiğim minik bir çiçek tohumu verdim , ne tohumu olduğunu söylemedim , beraber toprağa gömdük ve sulama , bakma işinin onun olduğunu söyledim . Eğer ona bakmayı unutmazsan ne olduğunu ilerde görebilirsin dedim . Çoğu kez unutuyor ve hiç olmadık bir yerde ‘ saksıya su dökmedim ‘ diye panikliyor . Ama sadece beş yaşında , sanırım bir bitki yetiştirmenin sorumluluğunu öğrenmeye başlaması için bu adım bile büyük bir adım .

IMG_8921 (Large)

IMG_8928 (Large)

Buse de kitaptaki tohum gibi ‘acaba sen nesin ? ‘ diyor ve doğa da Buse’ye ‘ bekle ve gör ‘ diyor . Tabii ki dublajı ben yapıyorum . Minik bir tohum , minik bir kıza belki bizim yapamadığımızı yapıyor ve sabretmeyi öğretiyor . Bu bir mucize değilse , nedir ?

Toprağı o kadar çok unuttuk ve unutturduk ki böyle kitapların varlığı bizler için büyük şans . Dilerim ki çoluklu , çocuklu , çocuksuz herkesin kitaplığında Tohumun Rüyası olsun . Kapağını açtığı anda mutlu olsun .

Bu naif kitap , biz yetişkinlere yazılmış anlamlı bir mektup ile bitiyor ;

” Tohum yaşamın kaynağıdır . Bir tohumun filizlenip topraktan başını uzatmasını ve zamanla büyümesini izleyen çocuk , yaşamdaki en büyük mucizeye tanıklık eder . Çocuklarla yapılan bir bahçe , insan , doğa ve çocuklar aradında bir köprü kurar . Hava , su ve toprakla iletişime geçen , tohumu uyandıran çocuk , doğanın parçası olduğunu , eylemlerin sonuçları olduğunu derinden kavrar.

….. ” Nalan Özdemir Erem

Çocuklar öğretilenleri değil gördüklerini , görerek yaptıklarını öğrenirlermiş . Yetişkinler olarak toprağımıza , yerli tohumumuza başta biz sahip çıkmalıyız . Beton yığınlarının arasında , hayat koşuşturmasının içinde , minicik de olsa bir şeyler yetiştirmek zor olsa da , bir yerlerde , atalarımızın miras bıraktığı tohumlara denk gelirseniz onları koruyup kollayın . Yediğiniz yerli sebze meyvenin tohumunu , kendiniz için olmasa da , onu toprakla buluşturacak birileri için ayırın . Hepimizin yaşadığımız doğaya en azından bu kadar borcu var .

* Kitap SarıGaga yayınlarından 2014 yılında çıkmıştır ( ilk baskı mart 2014 , 2. Baskı aralık 2014 ) . Yazarı : Nalan Özdemir Eren , resimleyen : Sahar Bardaie ”dir . Yeni baskısı olmadığı için bulmak biraz sıkıntı olabilir , ama belki yayınevine mail atarak iletişime geçebilirsiniz .

IMG_6297 (Large)

IMG_8169 (Large)

 

 

 

Yazar

1 Yorum Var

  1. en sevdiğim kitabı Serra masal gibi anlatmışsın. bu yıl ben de istesem o domates tohumundan mümkünse. nasıl güzel görünüyor o öyle.

Bir Cevap Yazın