Peki gerçekten tek suçlu pestisit kullanan üretici mi ? Biz tüketicilerin hiç suçu yok mu ? Son yaşanan ıspanak olayından sonra insanlarda inanılmaz bir algı oluşturulmaya başlandı , ‘ tek suçlu tarım ilacı kullanan üretici ‘

Evet , tarım ilacı kullanmanın hiç bir haklı göstergesi , hiç bir açıklaması olamaz ama son 2 yıllık tecrübelerimle bu kadar fazla tarım ilacı ve fenni gübre kullanımının en büyük nedeninin tüketicinin tercihleri olduğunu gördüm. Tüketici kesinlikle daha yeşil , daha parlak , daha iri , daha gösterişli ürün istiyor . ‘. Para veriyorsam en iyisini alma hakkım var ‘ düşüncesi her şeyde olduğu gibi gıda konusunda da beynimize işlenmiş durumda . Evet iyi gıda tüketmek , vücuduna aldığın her bir lokmanın temiz gıda olmasını istemek en büyük hakkımız ama istediğimiz kriterlerde ufak sorunlar var gibi .

İmaj bizler için her şey , bu nedenle daha büyük , daha yeşil ve daha gösterişli bir marulun bizi daha fazla doyuracağını ve verdiğimiz parayı daha çok hakettiğini düşünüyoruz .

Geçtiğimiz kış pazarda marul ve brokoli satarken bana en çok sorulan soru ‘ marulların ( ya da brokolilerin ) neden bu kadar ufak ? ‘ sorusuydu , yılmadan aynı cevabı verdim ‘ benim marullarım ufak değil , diğer marullar fazla büyük ‘ … Tabii ki her büyük marul fenni gübreli ya da ilaçlı değil ya da her küçük marul organik değil ve tüketici sadece üreticinin söylediği kadarını bilebilir , asla fazlasını değil ama bazen ‘biz fenni gübreliyiz , ilaçlıyız ‘ diye bangır bangır bağıran sebze – meyve oluyor . Bunun ayrımını yapmak çok zor , tornadan çıkmış gibi olan domates illa ki ilaçlı ya da hormonlu anlamına gelmiyorsa kurtlu olan domateste organik demek olmuyor , hatta kurtlu ve yamuk yumuk olan meyve sebze ‘ bize iyi bakılmadı , zamanında sulanmadık , ot çapamız gecikti ot içinde kaldık güneşe ulaşamadık , hava alamadık , beslenemedik bütün solucanlarımızı kaçırttık , iki arıyı kendimize çekecek tüm çiceklerden eksik kaldık tozlaşamadık , yine de kırmadık kimseyi olduk , olduk ama işte bu kadar olduk ‘ demek .

Hangisinin organik olduğunu ayırt edememenin dışında daha ürkütücü olan başka bir durum ise bir çok tüketici için ürünün organik olması ya da olmamasının önemli olmadığı . Peki neden değil ? En büyük nedenlerinden biri bilgisizliğimiz ; ağır kimyasal içerikli tarım ilaçlarının ve pestisitlerin , gdo’lu tohumun bir çok hastalığın başlıca sebebi olduğunu kabul etmememiz , ‘ne yersen osun , yediğin ne yerse osun ‘u anlayamamamız’ .

Ama çok daha önemlisi bunu da bir seçeneğe dönüştürmüş olmamız , temiz gıda üretmek ve üretmemek . Temiz gıda tüketmek isteyenler ve karnım doysun yeter’ciler . Bir çoğumuz için artık ‘ organik ‘ sözcüğü fazlasıyla itici gelmeye başladı , maalesef inanılmaz bir organik ürün pazarı oluşturuldu ‘ürün organikse 3 katı fiyata satarım , parası olan alır’ cılar sektörü eline geçirdi ve dudak uçuklatan fiyatlar başladı . Bu tamamen ‘ ferrariden selamlar , fakirler ölsün ‘ mantığı ile işleyen bir pazarlama sektörüne döndü . Yani paran varsa iyi gıdaya ulaşırsın , yoksa zehir ( ya da merdiven altı gıdaya ) yemeye devam edersin .

Ama bu konununda inanılmaz savunucuları olur hep ‘ 2 kg alacağına 2 tane alsın temizini yesin’ . Ahh tabii ki , asgari ücret ile min. 4 boğaz doyurmaya çalışırken . kg ‘ ı 20 tl olan organik ıspanaktan 250 gr alabilir , doyumluk değil tadımlık yiyebilirler .

Neden ? Neden organik ürün bu kadar fahiş fiyatlı olmak zorunda , bende yetiştiriyorum ama bunun cevabını asla bulamadım . Organik tarımın babası ( ki kendi bunu sadece olması gereken tarım olarak nitelendiriyor) Masanobu Fukuoka , Ekin Sapı Devrimi kitabında bu soruyu soruyor ‘ neden organik tarım ürünleri bu kadar pahalı ? ‘ . ‘ İlaçları pahalı , az ürün veriyor ‘ diye söze başlayacak olan varsa konvensiyel tarım yapan çiftçi çok daha fazla harcama yapıyor , daha fazla kazanacağım diye hem hepimizi zehirliyor hemde girdilerini arttırıp zarar edip ilaç firmalarına borçlanıyor . ( Off çok yaman bir çelişki var yeminlen )

Hiç bir ürünümü organik olduğu için 3 katı fiyata satmadım, üzgünüm ama bu bana hiç bir zaman ahlaki gelmedi , aksine fırsatçılık gibi geliyordu . Her şeyin bir piyasası var evet , nadir bulunan ürün , senede sadece 10 gün toplanabilen mantar , Everest’in zirvesinden koparılan çiçek , tamam bunlar evet ama ülkemde bolca yetişen domates organik olunca kg ‘ ı 20 tl olamaz , olmamalı . Evet bende organik ilaç kullanıyorum , pestisit 20 tl iken ben bir ilaca 270 tl veriyorum , solucan gübresi ve hayvan gübresi kullanıyorum , fenni gübreyi topraklarıma asla sokmuyorum ama sırf bu yüzden 1 kg domatesi insanlara 20 tl’den satmıyorum . Ama o kadar çok emek verdiğim ürünümü 1 tl den de satmayı kabul etmiyorum. Bir çok üreticide kabul etmemeliydi .

Bizim başta üreticimize eski saygınlığını kazandırmamız lazım , yaptığı işin hayati önem taşıdığını , toprak ve bize verdikleri olmazsa hiç birimizin olmayacağını , toprağın dilinden anlayanları el üstünde tutmamız gerektiğini önce kendimiz anlamalı sonra bunu çiftiye sonuna kadar hissettirmeliyiz . ‘ Köylü milletin efendisi ‘ sadece Atatürk ‘ ümüzün söylediği ve tarım il müdürlüklerinin duvarlarına kocaman harflerle yazılacak bir söz değil . Biz bu değerlere sahip çıkamazsak , bir simsar çıkıp , rezil margarinini satmak için ‘ senin gibi köylüye ben efendim diyemem aman ‘ diye şarkı besteletip hepimizin algılarını değiştiriveriyor .

Hepimizi yıllardır gözünü daha fazla para bürümüş insanlar kandırdı . ‘ Organik tarım bu dünya nüfusunu doyurmaz’ . Yalannn , bize söylenen en büyük yalan bu . İlaçlamadan olmaz , yalannn , asıl ilaçladıkça olmuyor , her geçen gün toprağı daha verimsiz hale getirip toprak hastalıklarını arttırıp daha çok ilaca ihtiyaç duyduk . Organik tarım dünya nüfusunu doyurmaya yeterde artar . Şu an bilimum gdo ‘lu tohum , fenni gübre ve hormon ile bir alacağımız yerden beş alıyoruz ve tüketeceğimizin çok üstünde gıdaya sahip olup kıymet bilmeden bir çoğunu hiç acımadan , düşünmeden çöpe atıyoruz . Çok fazla gıdaya çok çabuk ulaştığımız için israf konusunda dünya listelerinde ilk sıraları kimselere kaptırmıyoruz . Domates , salatalık için sabretmeyi unuttuk , yeni nesilin haklı olarak hangi meyvenin sebzenin hangi mevsimde olduğundan haberi yok .

Konunun özü Organik tarım yapmak bir seçenek olmamalı , bir mecburiyet olmalı . Konvensiyel tarım en aza indirilmeli hatta tamamen yasaklanmalı . Çünkü organik gıdayı sadece parası olanların tüketebileceği bir dünya hepimizi mutsuz ve hasta edecek . Kimyasal tarım ilaçları , fenni gübreler , tarımda kullanılan bütün hormon ilaçları tamamen yasaklanmalı .

Bir ilacı atıp min .14 gün hasat etmemek ne demek , bence bu korkunç bir durum ve inanın o ilacı atıp 14 günlük hasatını toplayıp imha eden yoktur . Çok üzgünüm ama onlar tezgahlardan soframıza geliyor .

Her şeye rağmen içimde büyük bir umut var çünkü büyük bir uyanış var ve bu çığ gibi büyüyor . Gıda terörünü çözmenin tek yolu tarım ve gıda politikalarının değişmesi değil çünkü E236 yasaklanacak yerine F326 çıkacak , yönetmeliğin , kanunun bir açığı çıkacak her zaman , birileri bunu fark edip bizi zehirlemeye devam edecek . Burada biz tüketiciye çok büyük iş düşüyor . Sorgulamak ve kabul etmemek . Ne zaman bizler zehirli gıdayı çılgınca tüketmeyi kabul etmeyip bırakacağız işte o zaman bu üretim şekli değişmeye başlayacak . Tıpkı Rusya’nın kapsından dönem domatesin her bir kontrolden sonra daha sağlıklı yetiştirilmek zorunda kalması gibi ! Tüketici olarak , üreticiyi temiz gıda üretmeye biz zorlayacağız , ve bunu bir gün başaracağız .

Organik tarım bir seçenek ya da bir sektör değil bir haktır . Hakkımızı söke söke alalım .

(Visited 194 times, 6 visits today)
Yazar

Bir Cevap Yazın